AZERBAYCAN: “MEN BU MEKTEBİN ŞAKİRDİYEM!”
Bir edebiyatçı, bir yazar olarak ben Azerbaycan diline ve kelimeleri ile cümlelerine hayranım ve çok seviyorum. Türk Dilinin başlıca kolları diye bir başlık atacak olsak, Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Türkmenistan Türkçesi, Gagavuzca, Irak Türkçesi diyerek bir bir sıralarız. Türk Dilinin tüm konuşma dallarını yani buna lehçe deyin ya da başka bir kelime ile tanımlayın, ne derseniz deyin, ben Türk Dilinin nerede ve nasıl konuşurlarsa konuşuluşun “men onların hamısına hayranım.” Dikkat ederseniz tırnak içerisinde Azerbaycan diliyle konuştum.
Bu yazıdaki asıl konumuz, Azerbaycan dilinin güzellikleri ve hoşluğu değil elbette. Onu da başka bir yazıda ele alırız, inşallah.
Gelelim öyleyse asıl konumuza. Azerbaycan’da birkaç haftadır. Yani yeni eğitim ve öğretim yılı başladıktan sonra, bir mesele, hatta bir dram yaşanıyor.
Önce bir medyada gördüğüm bir görüntüyü anlatarak başlayalım.
Geçen gün TV’lerde mi, sosyal medya mı bir videoda, bir başörtülü masum ve mazlum bir kızımız, Azerbaycan’daki bir okulun bahçesinde gözyaşları içerisinde “men bu mektebin şakirdiyem” diyerek ağladı ya, ruhumdaki hüznü ve fırtınayı nasıl ifade edeceğim? Bilemiyorum. İnanın o görüntü şahsımı çok mustarip eyledi. Üzüldüm, üzüldüm ve üzüldüm.
Bir masum ve mazlum kızımız. Küçücük ve en fazla 12 ya da 13 yaşında ve okullarda derslere giremiyor. Okuldan ve okulun bahçesinden dışarıya gönderiliyor. Neymiş o kızın suçu? Neymiş o mazlumun günahı? Hiçbir suçu ve günahı yok elbette.
Azerbaycan’da okullarda birkaç haftadır bir dram ya da mesele yaşanıyor. Meselenin ya da dramın özeti şu: “Azerbaycan Hükümeti bir karar almış, ilkokullarda ve ortaokullarda okuyan kızların başörtüsü ile okullarda derslere girmesine engel oluyor.” Bu karar sanırım, bayan öğretmenleri de kapsıyor, onlar da derslere başörtülü giremiyorlar ve derslere başörtülü giren bayan öğretmenler işten atılıyor ve işsiz bırakılıyor.
Gelişmeler hızlandı. Azerbaycan’dan yeni gelen haberlere göre, “okullarda başörtüsü yasağına halk da tepki verdi. Azerbaycan’da yer yer hükümeti protestolar başlamış. Ve Azerbaycan Hükümetinin protestocuları gözaltına aldığına dair de haberler geliyor.
Bunların hepsi yanlış ve yanlıştan dönmek fazilettir.
Şimdi buraya kadar anlatılanlardan sonra işin en mühim iki noktasına gelelim.
1.Mühim Nokta:
Bizim Ülkemizde de 28 Şubat 1997 Post modern darbe dedikleri baskıcı ve otoriter bir dönem yaşanmıştır. Öyle ki, Ordu’nun içerisindeki bir takım oluşumların “Batı Çalışma Grubu” adını verdikleri bir teşkilatlanma ile “Ortaokul, Lise ve Üniversiteler ’de, başörtüsü takarak okullara gelenleri fişledikleri, Devlet Dairelerinde memurlardan İslami hassasiyetleri olanları, dindarları, mütedeyyin insanları işten atacak noktaya getirecek şekilde listeledikleri, o listenin basında-medyada günlerce konuşulduğu, “100 bin memurun listesinin işten atılacaklar listesi şeklinde” o zamanki Cumhurbaşkanının masasında beklediği, falan filan haberlerin çok yaygın olduğu dönemlerden geçtik.
O baskıcı ve otoriter dönem hâlâ hafızalarımızda çok taze iken ve elhamdülillah Ülkemizde sağlanan demokratikleşme ile artık okullarda, Devlet Dairlerinde ve tüm kamusal mekânlarda ve her yerde başörtüsü serbest iken, bir de bu günlerde gündeme düşen “Azerbaycan’daki Okullarda Başörtü Yasağı” gerçekten ruhumuzda fırtına ve adeta bir kasırga etkisi meydana getirmiştir. Azerbaycan’daki son hadiseler, yani okullardaki başörtüsü yasağı, gerçekten ruhumda fırtına ve adeta kasırga meydana getirmiştir. Şahsımı çok üzmüştür.
Yazımın başlığında yer alan okuluna alınmayan bir başörtülü kızımızın “men bu mektebin şakirdiyem” sözünü duyup da mahzun olmamak ne mümkün!
Vallahi, benim bu husustaki tavrımın ve Azerbaycan’daki ilk ve ortaokullarda başörtüsü yasağına karşı durumun asıl nedeni, mazlumların ve masumların yanında yer almak ve onlara sırf bir insan olarak ve insani hassasiyetler içerisinde sahip çıkmaktır.
Diyor ya Üstadımız Mehmed Akif;
“Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, Hakkı tutar kaldırırım!”
Benim Azerbaycan’daki başörtüsü yasağı karşısındaki tavrımın ve başta Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev olmak üzere, o yasağı uygulayan herkese karşı duruşumun ve onları demokrasi ve insan hakları çerçevesinde eleştirimim asıl nedeni budur. Bundan başka bir maksadımız yoktur.
Bu tür yasak geçmişte Fransa’da ya da başka bir Avrupa Ülkesinde de oldu ve orada da sanırım bir ara Müslüman kızlarımızın başörtülü olarak okullara girmesine izin verilmedi. O zamanda da en sert ve en güçlü şekilde “başörtüsü yasağını” eleştirmiş ve protesto etmiştik. Bugün de yaptığımız aynıdır. (Zaten 28 Şubat döneminde de Ülkemizdeki o yasağa da bizzat karşı durmuştum ve o zamanki Batı Çalışma Grubunca fişlenmiştim.)
Bu hususu böyle hassaten belirttikten sonra şunu beyan etmekte fayda görüyorum.,
Bizim hiçbir Ülkenin “yönetim şekline ve oradaki yöneticilerin iktidarının zarar görmesine çalışma” gibi bir gayemiz olamaz. Herkes kendi Ülkesini kendi kanunları ile yönetsin, bizi ilgilendirmez.
Tekrar ediyorum. Biz Azerbaycan Hükümet işlerine karışmıyoruz. Yalnızca insani ruhumuzdan kaynaklanan hassasiyet ile “mazlumlara ve masumlara sahip çıkıyoruz. Bunu bir Ülkenin iç işlerine karışmak olarak görmek bir sade vatandaş olarak bizi yöneltilebilecek bir suçlama olamaz. Biz bir vatandaşız ve nerede nasıl ve ne şekilde insan hakkı ihlali olursa ona karşı sert ve güçlü eleştiriler yöneltiriz. Bunu herkes böyle bilsin.
Tekrar ediyorum. Benim bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, Azerbaycan yönetim yapısı ve hükmetme yetkisi ile hiçbir sorumum yok. Herkes kendi kanunları ile çalışma yapar. Devletini yönetir. Amma insan hakları ihlalleri yaparsa da onu eleştirmek benim bir insanlık görevimdir. Evet, Azerbaycan’daki son hadiselerle ilgili işin bu tarafı her Müslüman insanın kendi ruhi yapısı içerisinde mühimdir.
2. Mühim Nokta:
Türkiye Cumhuriyeti Hükümet Yetkililerinin Azerbaycan’daki son hadiselere, yani başörtüsü yasağına karşı bakışları elbette, bizden farklı olacaktır. Ve de farklıdır. Devlet yetkilileri olarak kimse kimsenin yani bir başka Ülkenin içişlerine karışamaz. Bu açık ve çok bariz bir kuraldır.
Bu duygu ve düşüncelerle yazımı bitirirken Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev başta olmak üzere tüm Azerbaycan Yetkililerine sesleniyorum:
“İlk ve ortaokullarda öğrencilerin ve öğretmenlerin başörtüsü ile okullara girmesini basit bir gerekçeyle “bizim Devletimizin icraatları Dünyevi’dir” diyerek başlatmanız, yanlıştır. Bir an önce bu yanlıştan dönün ve başörtüsünü her yerde serbest bırakın. Dünyevi de ne demek? Bir de bunu Azerbaycan’daki Devlet Yetkililerine soralım. “Ne demek Dünyevi? Laiklik mi? Bu sorunun cevabı burada kalsın. (İnşallah laiklik değildir.)
Son söz: Her Devlet ve her Ülke kanunlarını Dünyevi gerçeklere göre dizayn eder. Dünyevi gerçeklerin en önemlisi “vatandaşların insan hak ve hürriyetlerine saygı duymaktır.
Vesselam.
Son not: “Men bu mektebin şakirdiy
em” demek “ben bu okulun öğrencisiyim” demektir.
Ahmet Sandal

