BAŞLIĞI SEN SEÇ 

BAŞLIĞI SEN SEÇ Bazı günler vardır; insanı dünyadan çok kendi içine götürür. Bayram da işte öyle bir gündür. Sadece takvimde yazan bir tarih değil, insanın kalbine dönme vaktidir. Çünkü insan, hayatın telaşı içinde en çok ruhunu kaybeder. Kalabalıkların arasında yalnızlaşır, konuşurken susar, gülerken yorulur. Bir süre sonra herkes birbirine benzemeye başlar; yüzler çoğalır ama samimiyet […]

serpil

BAŞLIĞI SEN SEÇ

Bazı günler vardır; insanı dünyadan çok kendi içine götürür.

Bayram da işte öyle bir gündür.

Sadece takvimde yazan bir tarih değil, insanın kalbine dönme vaktidir.

Çünkü insan, hayatın telaşı içinde en çok ruhunu kaybeder.

Kalabalıkların arasında yalnızlaşır, konuşurken susar, gülerken yorulur.

Bir süre sonra herkes birbirine benzemeye başlar; yüzler çoğalır ama samimiyet azalır.

İnsanlar birbirinin gözünün içine değil, sadece eksiklerine bakar olur.

Oysa bayram…

İnsana yeniden insan olduğunu hatırlatır.

Bir annenin sessiz duasında bayram vardır mesela…

Evladının yolunu gözleyen bir babanın kapıya her bakışında…

Bir çocuğun aldığı küçük bir şekeri dünyalara değişmeyişinde…

Bir yaşlının “unutulmadım” diye içten içe gözlerinin doluşunda…

Çünkü bayram, en çok da gönlü kırılmış insanlara uğrar.

Bugün insanlar güçlü görünmeyi marifet sanıyor.

Kimse kırıldığını söylemiyor, kimse yorulduğunu göstermiyor.

Herkes biraz daha sert, biraz daha uzak, biraz daha sessiz…

Kalpler betonlaşıyor; ama kimse bunu fark etmiyor.

Halbuki insan dediğin şey, merhametle güzeldir.

Vicdanı kadar insandır herkes.

Bir kalbi incitmemek bazen en büyük ibadettir.

Bayramın özü de tam burada saklıdır zaten.

Yeni kıyafetlerde değil…

Gösterişli sofralarda değil…

Kalpten gelen bir “nasılsın?” cümlesindedir bayram.

Çünkü bazı insanlar ekmekten önce değer görmeye açtır.

Ve ne acıdır ki bugün insanlar birbirinin yarasını sarmayı değil, yarasını göstermeyi seviyor.

Birbirini anlamaya çalışmak yerine yargılamak daha kolay geliyor.

Oysa insanı insan yapan şey; kusursuz olması değil, merhametli olmasıdır.

Belki de bu yüzden dünya kalabalıklaştıkça yalnızlık büyüyor.

Gerçek bayram;

kırgın olduğun birini affedebilmektir.

Gururunu susturup bir kapıyı çalabilmektir.

Bir yetimin başını okşarken kendi ruhunun iyileştiğini hissedebilmektir.

Çünkü bazı dualar dudaktan değil, davranıştan çıkar.

İnsan bazen secdede değil, bir gönül alırken Allah’a yaklaşır.

Bazen bir yetimin tebessümünde, bazen yaşlı bir elin titreyen duasında bulur hakikati.

Ve anlar ki; bu dünya gelip geçicidir ama kalbe dokunan şeyler sonsuz iz bırakır.

Bayram bize şunu hatırlatır:

İnsan; malıyla değil, kalbiyle büyür.

Ve bir insanın kalbinde güzel yer edinmek, dünyadaki en büyük servettir.

Belki de bu yüzden en derin yoksulluk, sevgisizliktir.

En büyük yalnızlık ise kalabalıklar içinde anlaşılmamaktır.

Bu bayram;

bir çocuğu sevindirin,

bir büyüğün elini tutun,

bir kırgının gönlünü alın,

ve kimsenin görmediği yerde iyi bir insan olun.

Çünkü Allah bazen insanın ne söylediğine değil, bir kalbi nasıl taşıdığına bakar.

İnsan bazen hayatı çok yanlış yerde arıyor.

Mutluluğu eşyalarda, huzuru kalabalıklarda, değeri insanların alkışında bulacağını sanıyor.

Oysa insanın içi huzursuzsa, dünyanın bütün ışıkları toplansa bile ruhunun karanlığı aydınlanmıyor.

Herkes birbirine çok yakın ama ruhlar kilometrelerce uzak.

Aynı sofraya oturup birbirinin gözlerine bakmayan insanlar var artık.

Aynı evde yaşayıp birbirinin acısını bilmeyen insanlar…

Ve belki de bu yüzden modern çağın en büyük hastalığı sevgisizlik oldu.

Çünkü insan sevildiğinde güzelleşir.

Değer gördüğünde iyileşir.

Anlaşıldığında suskunluğu azalır.

Bir çocuğun başını okşamak neden bu kadar kıymetlidir biliyor musunuz?

Çünkü bazı insanlar hayatı boyunca ilk kez bir bayram günü gerçekten değerli hisseder kendini.

Bir yaşlının elini öpmek neden bu kadar derindir?

Çünkü o eller sadece yaşlanmadı; emek verdi, dua etti, bekledi, özledi…

Ve çoğu zaman sessizce unutuldu.

Bugün herkes görünmek istiyor ama kimse gerçekten görmek istemiyor.

Kimse bir insanın içine bakmıyor artık.

Oysa insan bazen sadece anlaşılmak ister.

Birinin gelip “yoruldun biliyorum” demesine ihtiyaç duyar.

Bayram; işte tam da bu cümlenin hissidir.

Çünkü gerçek bayram;

gürültülü kahkahalarda değil, samimi bir kalpte saklıdır

Exit mobile version