ESKİDEN ANNELER ÖĞRETMENDİ! YA ŞİMDİ?
Üstad Bediüzzaman Said Nursi diyor ki;
“Evet, insanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir. Bu münasebetle, ben kendi şahsımda kati ve daima hissettiğim bu manayı beyan ediyorum:”
“Ben bu seksen sene ömrümde, seksen bin zatlardan ders aldığım hâlde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve manevi derslerdir ki, o dersler fıtratımda, âdeta maddi vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. Sair derslerimin o çekirdekler üzerine bina edildiğini aynen görüyorum. Demek, bir yaşımdaki fıtratıma ve ruhuma merhum validemin ders ve telkinatını, şimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer çekirdek-i esasiye müşahede ediyorum.”
“Ezcümle: Meslek ve meşrebimin dört esasından en mühimi olan şefkat etmek ve Risale-i Nur’un da en büyük hakikati olan acımak ve merhamet etmeyi, o validemin şefkatli fiil ve halinden ve o manevi derslerinden aldığımı yakînen görüyorum.
Üstad Necip Fazıl Kısakürek diyor ki; Şairliğim on iki yaşımda başladı.Bahanesi tuhaftır.
Annem hastahanedeydi. Ziyaretine gitmiştim… Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter… Bitişikte yatan veremli genç kızın şiirleri varmış defterde . Haberi veren annem, bir ân gözlerimin içini tarayıp:-Senin dedi; şair olmanı ne kadar isterdim!
Annemin dileği bana, içimde besleyip de on iki yaşıma kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetimin ta kendisi… Gözlerim, hastahane odasının penceresinde, savrulan kar ve uluyan rüzgâra karşı, içimden kararımı verdim:-Şair olacağım! Ve oldum.
Fransız Devlet Adamı Napolyon diyor ki;
“Bana iyi analar veriniz, size iyi vatandaşlar vereyim.”
Bu Gariban Ahmet Sandal der ki;
Ben Rahmetli Annemin verdiği öğütleri ve aile fertlerine söylediği sözleri asla unutamam. Evet, Annemin verdiği öğütleri, sonsuza kadar unutamam. “Hakk’a riayeti, kimsenin malına göz dikmemeyi, helâl yeyip helâl içmeyi önce Annem’den duydum. Sonra çevremden gördüm.” Allah cümlesinden razı olsun. Bu nokta itibariyle belirtmek gerekirse ben de Üstadım Bediüzzaman gibi sesleniyorum: “Benim ilk öğretmenim Annemdir.”
Annemin şu tembihlerini hiç unutamam: “Oğlum komşumuzun bahçesindeki bir ağaçtan bizim bahçemize bir meyve düşse onu yeme ve tekrar o tarafa at.” “Bakkalda, manavda belki yanlışlık ile sana para üstü fazla verilirse, onu alıp da cebine koyma ve bakkala, manava, bu para fazla diyerek iade et.”
Evet, bu tembihler ruhumu şekillendirdi, elhamdülillah. Evet, bu noktada beyan etmek gerektir ki, şurası gerçekti ki, bir çocuğun yetişmesinde ailenin, çevrenin (toplumun), okulun (öğretmenlerin) büyük tesiri vardır. En başta da Annenin tesiri vardır.
Geçen gün şöyle düşündüm. Annemin bize, evlatlarına öğüt mahiyetinde söylediği en az 100 sözü hatırladım. İşte onlardan 10 adedini buraya da yazıyorum. (Bu hususta bir de kitabım mevcuttur. Bütün sözler orada zaten kayıtlıdır.)
1-“Elden gelen öğün olmaz. Olsa da vaktinde bulunmaz.”
2-“Fakirin yüzü, zemherinin buzu.”
3-“Kara günün ömrü az olur.”
4-“Evlat yetir, aklını yitir.”
5-“Eldeki yara, duvardaki kovuk.”
6-“Gökten ne yağdı da yer kabul etmedi.”
7-“Korkağın anası ağlamaz.”
8-“Çok gezen tavuk ayağında pislik getirir.”
9-“Ben yanarım yavruma, yavrum da yanar yavrusuna.”
10-“Uzun saçlının ahını almayın. Uzun saçlının ahı adamı iflah etmez.”
Evet, buraya kadar bu güzel öğretici sözlerden örnekleri ve birkaç şair yazar, alim ve Devlet adamının “Annelerin çocuklarının terbiyesindeki büyük rolü” belirten sözlerini beyan ettik.
Gerçekten de Anneler en başta gelen bir muallim ve yetiştiricidir. Bir toplumda huzur ve güven yoksa, huzursuzluk çoksa, trafikte şiddet, her yerde gerginlik ve toplumda öfke hakimse bunun en büyük müsebbibi, aile terbiyesindeki noksanlıktır. Ve toplumdaki büyük sorunların ve en başta da şiddetin asıl nedeni, “en büyük terbiyeci dediğimiz Annesinden yeterli eğitim ve edep öğrenmeyen, ahlak ve anane bilmeyen gençlerden kaynaklanmaktadır.”
Bu arada şunu da belirteyim elbette Baba da mühimdir bir evladın terbiye ve eğitiminde Baba da mühimdir. Evet, tekrar söylüyorum. Bir çocuğun ahlak ve edep yapısının şekillenmesinde Annenin büyük tesiri vardır. Şimdi soracaksınız. Peki Babanın rolü nedir? Kimse, Babanın çocuk üzerindeki tesirini elbette kimse reddetmez. Ancak, Annenin tesiri % 70-80 civarında iken, Babanın tesiri % 20-30 civarındadır.
Bu tespitimi bu şekilde sunarken, Annelere seslenmek istiyorum: “Lütfen, çocuk yetiştirmede çok titiz, dikkatli ve rikkatli olun. Onların ahlaklı ve edepli bir hayat yaşamaları için sözlerinizle ve davranışlarınızla siz hassas olun. Onlara sık sık öğüt verin.” Doğrudan öğüt verme yerine de, dolaylı anlatımlarla ve akılda kalacak örneklerle çocuklarınızın hayatını doğru istikamette şekillendirin.
Bu noktada yine Annemin bir sözü aklıma geldi: “Oğlum, insanın erkeği, dişisi olduğu gibi, lafın da erkeği dişisi vardır. Sen lafın dişisini kullan. Yani insanlara yumuşak ve güzel şekilde hitap et. Doğrudan değil dolaylı olarak anlat. Kırmadan-dökmeden söyle.”
Evet, bu sözlerime kulak verip de iyi evlat yetiştiren tüm Anne ve Babalarımıza selam olsun.
Yazımın en sonunda, 06/06/2026 tarihinde Derneğimizde düzenlenen “İletişim/sizlik Çağında Aile ve Gençlik” panelinde Anne ve Edebiyat başlığı altında sunum irad eden Şair Yazar Nuray Alper Hanımefendi’nin şu sözüne yer veriyorum: “Temiz su kirli bardaktan içilmez. Bizler sürekli kitap okuyan, töresine kültürüne sadık bir nesil istiyorsak çocuklarımıza hikmetli sözlerle yaklaşacağız. Onlara türkü, TSM dinleteceğiz. Şairin “ol mahiler ki derya içre deryâyı bilmezler” dediği yerdeyiz. Dev bir medeniyetin mensuplarıyız. Burayı doğru okumak çok önemli. “Şartlar bunu gerektiriyor” deyip çekilmek en kolayı. Bir farkındalığa ihtiyacımız var. Zira farkında olmak teşhis etmektir. Teşhis tedaviyi gerekli kılar. Sözlü kültür mirasımızı yeniden diriltebilmek için dilerim bu dakikalar bir güzel vesile olur.”
Aynı sözlere iştirak ettiğimi belirterek huzurlarınızdan ayrılıyorum.
Not: Şimdi soracaksınız. Yazının başlığındaki “ya şimdi?” sorusunun cevabını vermeyecek misiniz? O cevabı herkes biliyor. Nasredddin Hoca rahmetli gibi sesleniyorum. “”Bilmeyenler varsa, bilenlere sorsunlar.” Sanmıyorum, bilmeyen yoktur.
Ahmet Sandal

