Hayatın En Büyük İsrafı: Ertelenen Hayaller

Hayatın En Büyük İsrafı: Ertelenen Hayaller Hayatın en büyük israfı para kaybetmek değildir. Kaybedilen para yeniden kazanılabilir. Hayatın en büyük israfı zamanın içinde sessizce ölüp giden hayallerdir. Çünkü insanı yaşatan yalnızca nefes almak değildir; insanı yaşatan umut etmek, hedef koymak ve o hedefe doğru yürümektir. Birçok insan yaşlandığında yaptığı şeylerden değil, yapamadığı şeylerden pişmanlık duyar. […]

serpil

Hayatın En Büyük İsrafı: Ertelenen Hayaller

Hayatın en büyük israfı para kaybetmek değildir. Kaybedilen para yeniden kazanılabilir. Hayatın en büyük israfı zamanın içinde sessizce ölüp giden hayallerdir. Çünkü insanı yaşatan yalnızca nefes almak değildir; insanı yaşatan umut etmek, hedef koymak ve o hedefe doğru yürümektir.

Birçok insan yaşlandığında yaptığı şeylerden değil, yapamadığı şeylerden pişmanlık duyar. Söyleyemediği sözlerden, gidemediği yollardan, cesaret edemediği başlangıçlardan… Çünkü başarısız olmak insanı bir süre üzer, fakat hiç denememiş olmak ömür boyu insanın içinde bir boşluk bırakır. O boşluk bazen geceleri sessizce kendini hatırlatır. İnsan kalabalıkların içinde bile o eksikliği hisseder.

Ertelenen her hayal aslında biraz da ertelenen bir hayattır. Çünkü hayaller sadece geleceğe dair planlar değildir; onlar insanın ruhunu besleyen en önemli kaynaklardan biridir. Hayali olmayan insan yönünü kaybetmiş bir gemiye benzer. Dalgalar onu nereye sürüklerse oraya gider. Oysa hayalleri olan insanın bir pusulası vardır. Yorulsa da, düşse de, gecikse de hangi yöne gitmesi gerektiğini bilir.

Günümüz dünyasında insanlar sürekli meşgul. Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor. Telefonlar susmuyor, işler bitmiyor, sorumluluklar artıyor. Fakat bütün bu koşuşturmanın içinde kendimize şu soruyu sormayı unutuyoruz: “Ben gerçekten yaşamak istediğim hayatı mı yaşıyorum?” Çünkü bazen yıllarca çalışıp sahip olduğumuz şeyler artarken, içimizdeki hayaller sessizce yok oluyor. İnsan dışarıdan başarılı görünse bile, kendi hayallerine ihanet ettiğini hissettiğinde gerçek mutluluğu bulamıyor.

Hayalleri ertelemenin en büyük sebebi korkudur. Başarısız olmaktan korkarız. İnsanların ne diyeceğinden korkarız. Yanlış karar vermekten korkarız. Oysa korkularımızın çoğu gerçekleşmez. Gerçekleşenler ise bizi düşündüğümüz kadar yıkmaz. İnsan çoğu zaman korkularından değil, korkularına teslim olmaktan zarar görür.

Hayatın acı gerçeklerinden biri de zamanın kimse için durmamasıdır. Takvim yaprakları sessizce düşerken çocukluk gençliğe, gençlik olgunluğa, olgunluk yaşlılığa dönüşür. İnsan bir gün aynaya baktığında yılların nasıl geçtiğini anlayamaz. İşte o zaman ertelenen hayaller birer pişmanlık olarak geri döner. Çünkü zamanın telafisi yoktur. Kaybedilen fırsatlar bazen yeniden gelir, fakat kaybedilen yıllar geri gelmez.

Bu yüzden hayallerimizi sürekli yarına bırakmak yerine bugün için küçük de olsa bir adım atmalıyız. Büyük başarılar bir anda ortaya çıkmaz. Her büyük yolculuk küçük bir adımla başlar. Önemli olan ne kadar hızlı yürüdüğümüz değil, yürümeye cesaret edip etmediğimizdir. Belki bugün attığımız küçük bir adım yıllar sonra hayatımızı tamamen değiştirecektir.

Hayat kısa, zaman değerli ve insan ömrü sandığımız kadar uzun değil. Bu nedenle en büyük zenginlik para değil, anlamlı yaşanmış bir hayattır. Bir gün geriye dönüp baktığımızda “Keşke” dememek için, hayallerimizi sürekli ertelemek yerine onların peşinden gitmeliyiz. Çünkü insanın en büyük başarısı herkesi mutlu etmek değil, kendi vicdanına karşı dürüst yaşayabilmesidir.

Unutmayalım ki mezarlıklar bir zamanlar hayalleri olan insanlarla doludur. Kimileri hayallerini gerçekleştirmiş, kimileri ise onları yarınlara bırakmıştır. Aradaki fark ise çoğu zaman yetenek değil, cesarettir.

Belki de bugün, uzun zamandır ertelediğimiz o hayal için ilk adımı atmanın tam zamanıdır. Çünkü hayatın en büyük israfı, gerçekleşmemiş hayallerin yüküyle yaşamaktır.

Exit mobile version