İNSANLAR NEDEN İHKAK-I HAKKA BAŞVURUYORLAR

İNSANLAR NEDEN İHKAK-I HAKKA BAŞVURUYORLAR?   Bir soru sorarak başladım yazıma. Esasında cevabı basit bir soru bu.   Evet tekrar ediyorum, “insanlar neden ihkak-ı hakka başvuruyorlar?” sorusunun cevabı basit esasında.   Bu sorunun basit cevabından önce, “ihkak-ı hak” nedir, bunu açıklayalım. Çünkü İhkak-ı hak kavramı mühimdir.   Ben ihkak-ı hak kavramını, her ne kadar bu […]

ahmet sandalin bir onerisi milli egitim bakanliginca yerine getirildi

İNSANLAR NEDEN İHKAK-I HAKKA BAŞVURUYORLAR?

 

Bir soru sorarak başladım yazıma. Esasında cevabı basit bir soru bu.

 

Evet tekrar ediyorum, “insanlar neden ihkak-ı hakka başvuruyorlar?” sorusunun cevabı basit esasında.

 

Bu sorunun basit cevabından önce, “ihkak-ı hak” nedir, bunu açıklayalım. Çünkü İhkak-ı hak kavramı mühimdir.

 

Ben ihkak-ı hak kavramını, her ne kadar bu kavram bir hukuk kavramı olsa da ondan ayrı olarak şöyle tanımlıyorum.

 

İhkak-ı hak, bir kişinin hakkını Devletin yetkili makamlarına (Mahkeme, Emniyet vb gibi kurumlara) başvurarak takip etmek yerine, kendi mantığına göre bizzat kendisinin çözmesi (çoğunlukla da zor kullanarak çözmesi) anlamına gelir.

 

Burada çözme derken esasında, “çözme değil belki de çözümsüzlüktür, karşımıza çıkan.”

 

Mesela adam bir kişiye borç para vermiş, verdiği o borç parayı Mahkeme ve Emniyet gibi mercilere başvursa, alamayacağını ya da geç alacağını düşünerek bir başka yolu seçmesi, o borç verdiği adamın evine ya da işyerine giderek parasını o adamdan zor kullanarak alması bir ihkak-ı hak’tır.

 

Burada konu çözülmüş gibi sanılsa da çözülmüyor, esasında. Niye mi? Şimdi o borçlu adam gitse “bu adam evime ya da işyerine geldi, zorla içeriye girdi, benden zorla para aldı” diye şikayetçi olsa “al başına belayı.”

 

Bir başka örnek de şudur.

 

Bir adam evinden kaçıp da bir yere sığınan eşini kanun yoluyla evine tekrar getirmek için Mahkeme ve Emniyet gibi kurumlara başvurmak yerine gidip o yere zorla girip hanımını zorla eve getirmesi, o adamın mantığına göre bir ihkak-ı hak’tır. Bunu bir ihkak-ı hak saydığımızda, kişi bir sorunu çözmek için kendi mantığına göre davranmış ise elbette bunun bir nedeni vardır. Ya kanunlara güvenmiyordur, ya da yetkili kurumlara güvenmiyordur. Ya da aceleci davranıyordur, kendi işini kendi hallediyordur. Ya da cehalet içindedir.

 

Bir başka örnek daha verelim.

 

Günümüzde çığ gibi artan “kadına şiddet ve kadına yönelik cinayet” haberleri var.

 

Bu da bir yönüyle ihkak-ı hak mantığıdır. Ancak yanlıştır. Buna rağmen, şurası da gerçek ki, kişiler bu cinayet ve şiddetlerde de “kendine göre bir çözüm” bulmuşlar. Kadına şiddet uygulayanlar ya da cinayet işleyenler, “Mahkeme ve Emniyet gibi kurumlara başvurmak yerine” kendi çözümlerini uyguluyorlar. Ancak uyguladıkları çözüm değil çözümsüzlüktür.

 

Peki insanlar bu çözümsüzlüğü niye tercih ediyorlar?

 

İnsanlar neden ihkak-ı hak, yani kendilerine göre hak gördükleri şeyler kanunlar ve kurumlar vasıtasıyla değil de bizzat kendileri çözme yolunu seçiyorlar?

 

Bu sorunun cevabı bellidir. Bu sorunun cevabı basittir.

 

Bu kapitalist seküler hukuk düzeninin işe yaramayacağını, kaldı ki, zaten bütün sorunların müsebbibinin mevcut kapitalist seküler hukuk düzeni olduğu için, bazı kişiler ihkak-ı hakka başvuruyorlar.

 

Bu Ülkede ihkak-ı hakka başvuranların sayısı her geçen gün çığ gibi artıyor.

 

Bu gidişat çok kötü.

 

Yazımın bu noktasında bir seslenişim var

 

Beni dinleyin Ey Yetkililer! Bu gidişle binlerce hapishane inşaa etmek zorunda kalacaksınız.

 

Bırakın yeni cezaevleri inşaa etmeyi de insanlar neden ihkak-ı hakka başvuruyorlar? İnsanlar sizin kapitalist seküler hukuk düzeninize neden güvenmiyorlar? Bunu düşünün.

 

Evet başlıktaki soruyu tekrar soruyorum.

 

İnsanlar neden ihkak-ı hakka başvuruyorlar.

 

Çünkü, insanlar aklın ve vicdanın, örfün ve ananenin izin vermediği, ancak mevcut kapitalist seküler hukuk düzeninin izin verdiği durumlarda Mahkeme ve Emniyet gibi kurumlara başvurmakla hiçbir sonuç alınamayacağını biliyorlar. Ondan dolayı ihkak-ı hakka başvuruyorlar.

 

İşte gündemi işgal eden bir ihkak-ı hak haberi. (Tarih 31 Ekim 2026)

 

“Ankara’da bir baba, kızını ve aynı evde beraber yaşadığı erkek arkadaşını silahla vurarak öldürdü. Kızın 19, erkek arkadaşının ise 53 yaşında olduğu bildirildi.”

 

Mevcut kapitalist seküler hukuk düzenine göre bir kişi 18 yaşını doldurduktan sonra istediği yerde istediği gibi yaşayabilir. Kanunların izin verdiği, ancak aklın ve vicdanın, örf ve ananelerimizin izin vermediği durumlarda, ihkak-ı hak, tek çözüm gibi gözüküyor. Yanlış da olsa “tek çözüm” gibi gözüküyor. Ve bu çözüm onlarca, yüzlerce, binlerce, milyonlarca mağduriyet meydana getiriyor.

 

Bu kapitalist seküler hukuk düzeni milyonlarca aileyi yıkıma sürüklüyor. Kahrolsun kapitalist seküler hukuk düzeni.

 

Kahrolası bu kapitalist seküler hukuk düzeni nice ocakları söndürüyor. Ve bu kötü gidişata çözüm bulunmazsa, akla ve vicdana, Müslüman Türk’ün örf ve ananesine uygun bir hukuk sistemi tesis edilmezse bu Ülkede daha nice ihkak-ı hak olayları olacak ve daha nice ocaklar sönecek.

 

Şunu yazımızın en sonunda belirtelim. İhkak-ı hak, çözüm değildir. İhkak-ı hak yanlıştır. Elbette haklarını insanlar kanunlar ve kurumlar yoluyla almalıdır. “Ancak kanunlar ve kurumlar da adam gibi yani dört dörtlük olmalıdır.”

 

Bunu da böyle haykıralım.

 

Vesselam.

 

Ahmet Sandal

Adı batsın bu hukuk düzeninizin!

Mobil sürümden çık