ŞAİR FUZÛLÎ / ŞAİR BÂKÎ VE KİTAPÇI BABA

ŞAİR FUZÛLÎ / ŞAİR BÂKÎ VE KİTAPÇI BABA Şairler eğer kendilerini, yani nefislerini düşünmeden ve benliklerini bir kenara atarak yazıyorlarsa, hem Şair Fuzûlî ve hem de Şair Bâkî gibi düşünmek ve öylece yola devam etmek durumundadır. Ben de aynı bu durumdayım ve elhamdülillah kendimi bir tarafta Şair Fuzûlî ve diğer taraftan Şair Bâkî gibi hissederek […]

ahmet sandalin bir onerisi milli egitim bakanliginca yerine getirildi

ŞAİR FUZÛLÎ / ŞAİR BÂKÎ VE KİTAPÇI BABA

Şairler eğer kendilerini, yani nefislerini düşünmeden ve benliklerini bir kenara atarak yazıyorlarsa, hem Şair Fuzûlî ve hem de Şair Bâkî gibi düşünmek ve öylece yola devam etmek durumundadır.

Ben de aynı bu durumdayım ve elhamdülillah kendimi bir tarafta Şair Fuzûlî ve diğer taraftan Şair Bâkî gibi hissederek yazıyorum.

Başka türlü yazılmaz çünkü.

Kendime şöyle sesleniyorum:
“Yaz, söyle ve haykır Ey Kitapçı Baba, bir Fuzûlî, bir Bâkî gibi.”

İşte bu bakışla yazılmış yepyeni iki şiirim.

GÖNLÜMÜN SESİ*
*”Söylesem tesiri yok,
sussam gönlüm
razı değil.”
Fuzûlî

Söz dinlemez toplum, ahali.
Mal, mülk cümlesinin hayali.
Sözüm gitse de boşa, Fuzûlî.
Gönlümün sesini dinledim.

Hiç kaale almadılar şiiri.
Belki yoktu hiçbir tesiri.
Yazarken ben bunca eseri.
Gönlümün sesini dinledim.

Yazıp söylerken çok bunaldım.
İki arada, bir derede kaldım.
Kendi kendime karar aldım.
Gönlümün sesini dinledim.

Tebliğ et diyor, Yüce Rabbim.
İşte bunla mutmain kalbim.
Yazmaktaki tek sebebim.
Gönlümün sesini dinledim.

Haykırmak gerek Hakkı.
Uyarmak gerek Garbı, Şarkı.
Yüreğimde buldum farkı.
Gönlümün sesini dinledim.

Kimse duymasa güller duyar.
Seherlerde bülbüller duyar.
Masum kalpler, gönüller duyar.
Gönlümün sesini dinledim.
Kalbimin sesini dinledim.

sandal

HOŞ BİR SÂDÂ*
*”Avazeyi bu Âleme
Davud gibi sal.
Bâkî kalan bu
Kubbede bir
hoş sâdâ imiş.”
Şair Bâkî

Dünya denilen bu koskoca handa.
Yolcuyuz, gideceğiz bir gün, bir anda.
Gerçeği idrak et, ol sen de bu izanda.
“Bâkî kalan bu Kubbede bir hoş sâdâ imiş.”

Herkese verilmiş bir süre, bir ecel.
Mühlet bitince çağırırlar, “haydi gel.”
Şudur en doğrusu, şudur en güzel.
“Bâkî kalan bu Kubbede bir hoş sâdâ imiş.”

Bir bir gidiyor, Dünya’dan vakti dolan.
Var mı bu Âlemde sonsuza dek kalan?
Beni dinle, anla, şudur mühim olan?
“Bâkî kalan bu Kubbede bir hoş sâdâ imiş.”

Avutmaz mal-mülk, avutmaz para-pul.
Yalnız Allah’ı anmakla mutlu olur kul.
Sen de yalnız bu gerçek ile huzur bul.
“Bâkî kalan bu Kubbede bir hoş sâdâ imiş.”

Fikrin yaşasın hep nesilden nesile.
Görüşlerin yayılsın dilden dile.
Seni kurtaracak tek şey, ölsen bile.
“Bâkî kalan bu Kubbede bir hoş sâdâ imiş.”

Yunus der ki, mal da yalan, mülk de yalan.
Haydi biraz sen, biraz da sen oyalan.
Bu Cihana Davudi bir nida salan.
“En bahtiyar, en huzurlu bir Kul imiş.”
“Bâkî kalan bu Kubbede bir hoş sâdâ imiş.”

Evet, bizi, yani bu garibanı da bir gün hatırlamak isteyen olursa, bir Fuzûlî ve bir Bâkî gibi hatırlasın. Ve Allah’ın (cc) izniyle bu Kitapçı Baba, kalbinin sesini, gönlünün avazını dinleyerek, bu Dünya’da, bir hoş sâdâ bırakmak, bir Yad-ı Cemil (güzel hatırlanmak) için yazıp söyleyecektir, son nefesine dek. Olur inşallah.

Ahmet Sandal

 

Exit mobile version