UNUTULAN KÜLTÜR ADAMLARI

“UNUTULAN KÜLTÜR ADAMLARI” Ben seni çocukluğumda da öyle sevdim Gurbetteki hasretin sancısıyla sana geldim İçimdeki sevda türkülerinle dolu başım Şairinle, ozanınla duygulusun Maraş’ım! Bir şehrin meydanlarına ışıklı panolar asılabilir, asfalt yollar yapılabilir… Lakin bir şehir; şairini, ozanını, araştırmacısını ve kültür adamını kaybetmişse, aslında kent hafızasını ve ruhunu kaybetmiştir. Bugün şehrimizde, yaşamını kitaplara, halk kültürüne, şehrin […]

onyurt mustafa

“UNUTULAN KÜLTÜR ADAMLARI”

Ben seni çocukluğumda da öyle sevdim

Gurbetteki hasretin sancısıyla sana geldim

İçimdeki sevda türkülerinle dolu başım

Şairinle, ozanınla duygulusun Maraş’ım!

Bir şehrin meydanlarına ışıklı panolar asılabilir, asfalt yollar yapılabilir… Lakin bir şehir; şairini, ozanını, araştırmacısını ve kültür adamını kaybetmişse, aslında kent hafızasını ve ruhunu kaybetmiştir. Bugün şehrimizde, yaşamını kitaplara, halk kültürüne, şehrin hafızasına adamış değerli insanlar, evlerinde unutulmuş yaşamlarını idame ettiriyorlar.

Geçmiş zamanda adam yetiştiren, bu ülkeye umut olan öğretmenlerimiz, karış karış yurdu dolaşıp halk hikâyeleri ve türküleri derleyen araştırmacılar

Bu şehrin tarihine ışık tutan, tarihçilerimiz, tüm şairlerimiz yazarlarımız, bu şehre ömrünü vakfeden şehir sevdalıları

Şimdi ne bir davet listesinde, yer bulabiliyorlar, ne de vefa adına sahip çıkılmıyor.

Yerel yönetimler, kültür kavramını nasıl algılıyorlar, doğrusu çok merak ediyorum.

Benim gördüğüm birkaç konser, birkaç festival ve birkaç gösteriden ibaret sanıyorlar.

Oysa kültür kavramı bir milletin hafızasıdır, bir kentin ruhu da, hafızası da şov’a yönelik, günü kurtaran eylemden ziyade, kıymet bilinerek, emek verilerek kalıcı kültür politikalarıyla korunur. Gerçek kültür adamı mütevazıdir; gösterişi de sevmez, o bir köşede de sessizce hep bir şeyler üretir. Hoş, günümüz dünyasında gösterişi seven, çakma yazar, şairler de ortalıkta cirit atıyor!

Gerçek kültür adamı; alkış istemez, şakşakçı ortamdan hep kaçar.

Bir şehrin en büyük zenginliği; büyük alışveriş merkezleri, lüks binalar değil, o şehrin hafızasını, ruhunu koruyan gerçek kültür adamlarıdır.

Tarihçi, araştırmacı Yalçın Özalp Hocayı,Oğuz Paköz’ü rahmetle anıyoruz ,onlarca şair,yazar ozanımız geride eserler bırakarak sessizce göç ettiler,bir hoş seda ile,ruhları şad olsun.

Yine yaşayan yazarlarımızdan eğitimci Mustafa Okumuş Hocamız ilerlemiş yaşına rağmen, eserler üretti.

Bunlar gürültülü organizasyonların arasında unutuldular. Çok eski yıllarda şehrimizde bir şairin, ozanın fikri ve kendisi kıymetliydi.

Toplum şunu çok iyi bilirdi; bir şair, ozan sadece mısraların adamı değil, aynı zamanda, kurtuluşun ruhunu taşıyan bu şehrin vicdanıydı.

Günümüz dünyasında ise şairi, ozanı,kısacası kültür insanları;ekonomik sıkıntıyla ve,yalızlıkla baş başa kalmışlardır.

Değersizlik duygusu tavan yapmıştır.Acı olan da şu;yaşarken değeri bilinmeyen bu insanlar için,öldükten sonra şatafatlı cenaze törenleri yapılıp,hamaset yüklü sözlerin söylenmesi idi.

Ş u yaşanmış olayı da nakletmeden geçmeyelim;yoksulluk içinde ölen ünlü şair Süleyman Nazif için,çok eski yıllarda mezarının , belediye tarafından yaptırılacağı yolunda haberi yayılınca, Ömer Ferid Kam şu kıt’ayı kaleme alır;

“Sağlığında nice ehl-i hünerin

Bir tutam tuz bile yoktur aşına.

Öldürüp onu evvel açlıktan

Sonra bir türbe yaparlar başına.”

Hoşça Kalın! /Mustafa Önyurt

Exit mobile version