BÜYÜK UYANIŞ: ANTİ AMERİKANCILIK!

BÜYÜK UYANIŞ: ANTİ AMERİKANCILIK! Maalesef bu Ülke, 1923-1950 yılları arasında İngiltere’nin gölgesinde idi. 1950’den sonra başka bir gölge geldi. O gölgenin adı Amerika Birleşik Devletleridir. İkinci Dünya Savaşı bitmiş ve Soğuk Savaş Dönemi, iki kutuplu Dünya dediğimiz, bir tarafta ABD’nin ve diğer tarafta SSCB’nin (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Rusya’nın) yer aldığı bir düzenek ile karşı […]

YAZAR AHMET SANDAL

BÜYÜK UYANIŞ: ANTİ AMERİKANCILIK!
Maalesef bu Ülke, 1923-1950 yılları arasında İngiltere’nin gölgesinde idi. 1950’den sonra başka bir gölge geldi. O gölgenin adı Amerika Birleşik Devletleridir.

İkinci Dünya Savaşı bitmiş ve Soğuk Savaş Dönemi, iki kutuplu Dünya dediğimiz, bir tarafta ABD’nin ve diğer tarafta SSCB’nin (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Rusya’nın) yer aldığı bir düzenek ile karşı karşıya kalmıştık.

O zamanki SSCB’nin Başkanı Stalin’in, Ülkemizden toprak istemesi ve Kars ve Ardahan’ın Rus Toprakları olduğunu iddia etmesi, o zaman ki Yöneticilerimizde adeta bir travma meydana getirmiş ve o travmanın etkisiyle, kendimizi ABD’nin saflarında bulmuştuk. Tabi olay bu kadar basit değil. Ülkemizin ABD tarafında yer almasında, NATO Üyeliği, Kore Savaşı ve Marshall Yardımları gibi hususlar da etkili olmuştur.

Marshall Yardımları, 2. Dünya Savaşı sonrası (1948-1951) ABD’nin, Avrupa’yı komünizmden korumak ve ekonomik olarak yeniden inşa etmek maksadıyla 16 ülkeye sağladığı yaklaşık 13 milyar dolarlık (güncel değerle çok daha yüksek) ekonomik yardım paketidir. Türkiye, bu yardım kapsamında 137-450 milyon dolar arası (farklı kaynaklara göre değişen) pay alarak tarım ve altyapı projelerinde kullanmıştır
Marshall Yardımları, esasında ABD’nin bir ekonomik tuzağı ve Ülkeleri kendisine bağımlı kılma planıdır. Mesela, o Marshall Yardımları bu Ülkenin, elektriğe dayalı demiryolu taşımacılığından petrole dayalı karayolu taşımacılığına ağırlık vermesini ve adeta israflar içinde bocalamasını beraberinde getirmiştir. Dünya’da bizim Ülkemiz kadar demiryollarını ihmal eden bir Ülke var mı? Bilmiyorum. Sebebi Marshall Yardımlarında bize dayatılan “karayolu taşımacılığıdır.” Toplam taşımacılık içinde demiryolu taşımacılığı oranı Türkiye’de % 4,2, Almanya’da % 28,0, İtalya’da % 14,7 ve Fransa’da. % 16’dır. Bu üzücü tablonun acilen değiştirilmesi ve bu Ülkede tüm taşımacılık içerisinde demiryolu taşımacılığının en az %15 olması gerekir.

Ülkemizde ABD’ye uydu olmakla, yalnız ekonomik olarak mı çöktük? Siyaseten de çöktük. Bu Ülkede ABD ve CIA bağlantılı on yılda bir askeri darbe yaptırtılmıştır. 12 Eylül Darbesi ve CIA bağlantısı çok açıktır. 12 Eylül darbesinin ardından ABD’li yetkililerin “Bizim çocuklar yaptı” (Our boys did it) sözü, CIA’nin darbedeki rolüne dair en sık gündeme getirilen bir gerçektir.

ABD’ye uydu olan birçok Ülkede “Kontrgerilla” veya NATO yapılanması olan “Gladyo” da bir gerçektir. 12 Eylül 1980 askeri darbesine giden süreçte, birçok kirli ve derin olayların ardında Kontrgerilla (Türk Gladyosu) olduğu da bilinen bir gerçektir. ABD, girdiği bir Ülkeyi iflah ettirmez, sömürür ve adeta kendine köle eder. Ve bunun için ilk yapılması gereken, Amerikancılık aşılamaktır. Bize maalesef, bu Ülkede Amerikancılık aşılanmıştır.

Ne zaman mı? Özellikle 1950 sonrasında ve ağırlıklı olarak da 1980 öncesindedir. En basit bir örnek. 1980 öncesi furya halinde, çocukların ve gençlerin zihninde Amerikancılık fikri oluşsun diye, Tommiks, Teksas ve Zagor gibi çizgi romanlar revaçtaydı. Biz o çizgi romanlarla (maalesef) ruhen tesir altında bırakıldık. O çizgi romanlarda kahramanlar ABD’liydi ve düşmanlar Kızılderili’ydi. ABD hegemonyası o kadar çok kolluydu ki, ahtapotun kollarının birisi de kültürel hegemonya idi.

ABD’liler kendilerine sempati duydurmak için Tommiks, Teksas ve Zagor gibi hayali karakterler uydurdular. Maksat ABD’nin uydusu olmak ve uslu uslu yanlarında oturmamızı sağlamaktı. Yaramazlık etmeyecektik ve ABD çıkarlarına aykırı davranmayacaktık. Öyle de oldu. Biz, yani Amerikancı yetiştirilen o zamanki Türk Gençliği, Rusya’yı öcü, ABD’yi cici biliyorduk. Halbuki durum tam tersiymiş.

Hiç unutmam, sene 1978 ya da 1979. Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinden Gaziantep’e bir yolculuk yapıyordum, Annem ve Babam ile birlikte. O yıllarda taksi dolmuşlar var idi. Pazarcık’tan bir taksi dolmuşa bindik. Taksi dolmuşçu o zamanki şartlarda solcu ve biz de sağcı idik. O solcu olduğundan otomatikmen Rusyacı ve biz de sağcı olduğumuzdan otomatikmen
Amerikancıydık. Dolmuşçu yolculuk sırasında taksideki teybe bir kaset koydu. Ve kaset Aşık Mahsuni’nin kasetiydi. Aşık Mahsuni Pazarcık’tan Gaziantep’e gidene kadar ki, o bir saatlik yolculukta “Amerikan Katil Amerikan Katil” diye haykırdı. Tabi o zamanlar bir Amerikancı Genç olarak o müzik şahsımı oldukça rahatsız etmişti. Taksiciden çekindiğimiz için “şu kaseti değiştir” diyemedik ve gidene kadar Aşık Mahsuni’yi dinledik. Ah, ah, ah! Haklıymışsın sen, Ey Mahsuni! Amerika gerçekten bir katilmiş, biz anlayamamışız. Sen bu gerçeği bundan 50 yıl önce anlamış ve bir ozanca haykırmışsın.

Durum bundan ibarettir. Amerikancılık demek katile savunmaktır. Bize 1950’den sonra katili sevdirmişler. ABD isimli katilin, katil olduğunu geç de olsa anladık. İnşallah, bu anlayış herkeste geçerli olur. ABD Siyonist terörist İsrail ile birlikte Dünya’nın en büyük katilleridir.

Bunu anladık ve tüm Dünya anladı.
Büyük uyanış başladı. Artık, anti Amerikancılık başladı.
İşte bugünkü bir haber şöyle: “Yeni Macar Başbakanı Péter Magyar:”Amerikan kuklası Orban, on milyarlarca doları Birleşik Arap Emirlikleri ve Amerika Birleşik Devletleri’ne aktaran oligarklarla bağlantılı. Bunu askıya alacağım”
Zaten çoktandır İsppanya Başbakanı Pedro Sanchez anti-Amerikancı bir çizgi izliyor. İtalya da öyle. Avrupa’da İspanya, İtalya, Macaristan ve birçok Ülke açıktan açığa ve korkmadan ABD zorbalığına karşı başkaldırıyor.

Büyük Uyanış!

Haydi hayırlısı.

Ahmet Sandal

 

Exit mobile version