ZORLAŞTIRMAYIN HAYATI
Bu zaman zor zaman, öyle bir zaman ki, insanlar geçim derdiyle ve özellikle de şu beş temel ihtiyaç olan,
1-Yeme-içme,
2-Barınma-giyinme,
3-Eğitim-öğretim,
4-Sağlık-güvenlik,
5-Ulaşım-haberleşme,
ihtiyaçlarının karşılanması maksadıyla verdikleri mücadele ile adeta bu kapitalizm çağında, bu en zor zamanda adeta savaş içinde gibidir.
Eski çağlardaki gladyatörler, şövalyeler, yeniçeriler ve diğer askerler, hiçbiri, hiçbiri bu kadar zor savaş içinde olmamıştır.
Bu çağda hepimiz bu beş temel ihtiyaçlarımızı insana yakışır şekilde sağlamak noktasında birer gladyatör, birer şövalye, birer yeniçeri gibiyiz.
Bizim yaşadığımız bu çağda, içinde olduğumuz bu savaşı ne antik çağda gladyatörler, ne orta çağda şövalyeler, ne yeni çağda birer yeniçeriler verdi.
Kapitalizm bizi mahvetti. Kapitalizm nice nice ocağı söndürdü ve halen de söndürüyor. Kapitalizm lanet bir ekonomik sistemin adıdır. Kapitalizmde nüfusun gariban %80’i, zengin %20’ye köledir. Yani kapitalizm bir toplumdaki %20’ye hizmet eder, geri kalan %80’i ezer ve ezdirir.
Kapitalistler bir de insanı kandırır. Yukarıda beyan ettiğim beş temel ihtiyacın dışında lüks şeyleri ve israf şeyleri de (mesela ille de denizde, plajda tatil yapmak, eskimediği halde bir eşyanın yenisini almak, lüks arabalara binmek, lüks evlerde oturmak, lüks kafelerde eğlenmek vb gibi şeyleri de) bize zorunlu ihtiyaç gibi reklamlar vasıtasıyla dayatıyorlar.
Bunlar alçak zalim kapitalizmin birer tuzağıdır. İnsanların asıl ihtiyaçları, ölmeyecek kadar yeme-içmek, açıkta kalmayacak kadar barınma-giyinme, hayat ve geçim için eğitim-öğretim, diri ve dinç kalmak için sağlık-güvenlik ve gerektiği kadar uaşım-haberleşmedir. Bunlardan fazlası lükstür ve israftır. Müslümana lüks ve israf yakışmaz ve zaten haramdır.
Yüce Rabbimiz (cc) Kur’an-ı Kerim’de, “”Ey Âdemoğulları! Her mescide gidişinizde güzel elbisenizi giyin; yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah, israf edenleri sevmez” buyurmaktadır. (A’raf Suresi, 31)
Maalesef bu çağda bu ayete uyulmuyor. Kendine Müslüman diyenler de israf ediyor ve hayatı zorlaştırıyor.
Zorluk çağında, bu alçak kapitalizmin zorluk çağında bir de hayatı zorlaştıranlar yok mu? Onlar da bu çağın zehiri ve rezildir.
Kim hayatı zorlaştıranlar?
Mesela, kiracısına hayatı zindan eden para göz, var yemez dedikleri cinsten adamlar.
Mesela, hastaneye gitmiş hasta bir zavallıya bağırıp çağırıp hakaret eden doktorlar, hemşireler.
Mesela, bir küçük işyeri açmak için belediyeye ruhsat müracaatında bulunan bir garibana “bin dereden su getirmesini” isteyen kamu görevlileri.
Mesela, işsiz ve ihtiyaç sahibi torpilsiz biri dururken zengin ve kodaman bir torpilliyi işe alanlar.
Mesela, zam üstüne zam yapanlar.
Mesela, düşük ücretle işçi çalışıranlar.
Mesela, “bu gün yarın gel” diyen bürokrasi artırıcı keyif çatan memurlar.
Mesela, vatandaşının rahatını değil kendi rahatını düşünen amirler.
Bunlar saymakla bitmez. Ancak, hepsine şöyle sesleniyorum. Lütfen vatandaşlarımızın hayatını zorlaştırmayın, kolaylaştırın.
Bu sözümü dinleyin.
Benim sözüm mühim değil.
Öyleyse Sevgili Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed aleyhisselatu vesselam’ın sözünü dinleyin. “Müjdeleyin, nefret ettirmeyin, kolaylaştırın zorlaştırmayın.”
(Hadis-i Şerif)
Şimdi de bu Hadis-i Şerif’ten ilham ile yazdığım şu şiirimi dinleyin.
YUNUS GİBİ
Bu çağ, bu zaman zor, bir de sen zorlaştırma.
Bu çılgın ateşi, bir de sen korlaştırma.
Almış başını gidiyor, bak geçim derdi.
Kara kara düşündürüyor her bir ferdi.
Sevdir, sevindir, asla korkutma kimseyi.
Sakın incitme canı, hiçbir nesneyi.
İnsana umut ver, insana müjde ver.
Her insan, ayrı bir değer, ayrı mücevher.
Kimseyi görme sakın hor, görme küçük.
Herkes aynı kul, yalnız Allah’tır büyük.
Peygamberlerin hepsi de gösterdi yolu.
Onlar ki Allah’ın en salih sadık kulu.
Geldik bu aleme, bir gün gitmek için.
Dünya’ya bu kadar bağlanmak niçin?
Vakit varken vazgeç yanlıştan, hatadan.
Hiç mi ders almadın ecdattan, atadan.
Bilmiyorsan öğren, bilenlerden danış ol.
Yunus gibi, insana dost ve tanış ol.
Bu Dünya kuşatmış b
izi, sanki bir fanus.
Kurtul ondan ol bir Derviş, ol bir Yunus.
Ahmet Sandal

