BİR BAYRAM SABAHININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
“Hocamdan sitem var; bayramın kutlu olsun… Ne bayramı? Hangi bayram?..”
Her Kurban Bayramı sabahı içimde sessizce dolaşan bir cümledir bu…
Yanlış anlaşılmasın… Bayram elbette sevinçtir. Çocukların neşesidir, torunların gülüşüdür, aile sofralarının bereketidir. Küslerin barışması, akrabaların kavuşması, gönüllerin birbirine yeniden açılmasıdır…
Ama Kurban Bayramı, benim içimde biraz da derin bir muhasebedir…
Her bayram sabahı namaza giderken boğazım düğümlenir. Bir hüzün çöker içime. Sebebini yıllarca düşündüm. Sonra fark ettim ki mesele sadece şahsi bir duygusallık değilmiş. Kurban, insanı kendinden çıkarıp ümmetin derdiyle yüzleştiriyormuş…
Çünkü kurban sadece bir hayvanın kesilmesi değildir…
Kurban; Allah’a yaklaşmaktır… Nefsi ayaklar altına almaktır… Malı Allah yolunda feda etmektir… Hırsı, kibri, gösterişi, riya hastalığını boğazlamaktır… Kurban; “Ben”i küçültüp “Biz” olabilmektir…
Bir tarafta bayram sofraları kurulurken, diğer tarafta Gazze gelir aklıma…
Doğu Türkistan gelir…
Afganistan gelir…
Bir lokma ekmeğe, bir yudum suya, güvenli bir geceye hasret çocuklar gelir…
Kurbanın kanı toprağa düşerken, oluk oluk akan Müslüman kanı gelir gözümün önüne. İçimden şu soru geçer:
“Onlar bu haldeyken biz nasıl yalnız kendimiz için bayram yapabiliriz?..”
Sonra deprem gelir aklıma…
Kahramanmaraş’ın enkazından yükselen sessiz çığlıklar gelir…
Bir zamanlar aynı sofraya oturduğumuz, bugün mezar taşına sarıldığımız dostlarımız gelir…
Bayram sabahı evladının mezarına giden analar gelir…
Eşinin yokluğunda sessiz sofralara oturanlar gelir…
Yetimler gelir…
Mahkûm aileleri gelir…
Garipler gelir…
Bir de şehitler gelir aklıma…
Bu toprakları bize emanet edenler…
Canıyla, kanıyla bize vatan bırakan adsız kahramanlar…
Sütçü İmamlar gelir…
Senem Ayşeler gelir…
Milli mücadele ruhunu omuzlayanlar gelir…
Belki de boğazımızın düğümlenmesinin sebebi budur…
Çünkü Müslümanın derdi sadece kendisi olamaz…
Peygamber Efendimizin şu ikazı yankılanır içimde:
“Müslümanların derdiyle dertlenmeyen bizden değildir.”
Bir âlime sormuşlar:
“Niçin hiç gülmüyorsun?”
Şöyle cevap vermiş:
“Yolu ateş köprüsünün üzerinden geçen insan nasıl rahat gülebilir?..”
Evet… Bayram sevinçtir. Torunlarımızın gözlerindeki ışık, evlatlarımızın tebessümü, ailemizle geçirilen güzel vakitler nimettir, şükür sebebidir…
Ama Kurban Bayramı biraz da muhasebedir…
Yetimin başını okşamaktır…
Yoksulu gözetmektir…
Paylaşmaktır…
Nefsini sorgulamaktır…
Ve Allah’a şu soruyu sorabilmektir:
“Ey Rabbim, sana ne kadar yakınım?..”
Belki mesele bayramı sadece gülmek ve eğlenmek sanmak değildir…
Belki bayram; merhameti büyütmektir…
Şehidin emanetine sahip çıkmaktır…
Mazlumun yükünü kalbinde hissedebilmektir…
Çünkü inanırım ki; Müslümanın kalbi sadece kendi evi bayram yeri olunca değil, ümmetin acısı dinince gerçek huzura kavuşacaktır…
Bu vesileyle; vatanımız, milletimiz, bayrağımız ve mukaddesatımız uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyorum…
Başta şehit ailelerimiz olmak üzere; depremde yakınlarını kaybeden kardeşlerimize, mahzun gönüllere, yetimlerimize ve tüm hemşehrilerimize sağlık, sabır, huzur ve bereket diliyorum…
Kurbanın; gönüllerimize merhamet, sofralarımıza bereket, memleketimize birlik, İslam coğrafyasına huzur getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum…
Aziz Kahramanmaraşlı hemşehrilerimin, milletimizin ve Türk-İslam âleminin mübarek Kurban Bayramı’nı gönülden tebrik ediyor; bayramın hayırlara, birlik ve kardeşliğe vesile olmasını diliyorum…
Mehmet Akpınar








YORUMLAR