Sanayici uyarıyorsa, siyasetin kulak vermesi lazım
Siyasette sözün zamanı da tonu da çok önemlidir.
Hele ki 6 Şubat depremlerinden sonra yaralarını sarmaya çalışan bir şehirde…
İnsanımızın morali kırılgan, ekonomimiz hassas, her kurumun üstlendiği yük ağır.
Böyle dönemlerde yüksek perdeden konuşmak, kırıcı ifadeler kullanmak kimseye fayda getirmiyor.
Şehrimizin en büyük işletmelerinden biri var ki; yıllardır binlerce kişiye iş kapısı olmuş, sanayicinin derdiyle dertlenmiş, bölgenin ticaretine omuz vermiş bir kuruluş.
Bu firmanın sahibi aylar önce “Ben bu zamana kadar böyle bir buhran görmedim” diyerek içinde bulunduğu tabloyu açık yüreklilikle ifade etmişti.
Ne hikmetse bu sözler, mücbir sebep halinin bitmesiyle birlikte yeniden siyasetin gündemine taşındı.
Zamanlama ister istemez insanın aklına soru işareti getiriyor.
“Servetinizi bizim zamanımızda kazandınız” demek gönül kırar
Büyüklerimizden dinlediğimiz kadarıyla bu ailenin geçmişi, birikimi ve adı yıllardır bilinir.
Bu şehrin toprağında yoğrulmuş, ticaretine yıllarını vermiş bir aile…
Böyle birine “servetinizi bizim zamanımızda kazandınız” demek, ne doğru olur ne de yakışık alır.
Hem unutmamak lazım; bu şehirden çocuk yaşta ayrılıp başka yerlerde okumak, bugün gelinen koltuklara devletin sağladığı imkânlarla oturmak ayrı bir hikâyedir…
Şehirde kalıp yıllarca ekmek tekneleri kurmak, insan çalıştırmak, risk almak bambaşka bir hikâye.
Saygı karşılıklıdır, makamla gelir ama duruşla kalır
Bugün makam sebebiyle gösterilen saygı yarın olmayabilir. Siyasetin kendi içinde dengeleri var; bir gün sahne önündeyseniz ertesi gün kenarda olabilirsiniz.
Böyle olunca kırıcı sözlere, yüksek perdeden çıkışlara hiç gerek yok.
Şehrin her köşesinde hayat devam ediyor. Bakan geldiğinde sadece etrafınızdaki insanları görmek şehir gerçeğini anlatmaya yetmez.
Esnaf var, depremzede var, işsiz genç var, fabrikada çalışan binlerce emekçi var… Bu şehrin yükünü omuzlayan herkesin sesi duyulmalı.
Sanayici uyarıyorsa, siyasetin kulak vermesi lazım
Bu şehirde ekonominin çarkları birbirine bağlı. Sanayici sıkıntı hissederse bunun yansıması esnafa da olur, çalışanına da olur, şehrin tamamına olur. O yüzden büyük bir işletmenin sahibi “Bu tablo iyi değil” diyorsa, bunun siyasette karşılığı tartışma değil, istişare olmalıdır.
Bu memleketin insanı işini yapıyor:
• İş insanı üretmeye,
• Siyasetçi hizmet etmeye,
• Esnaf ayakta kalmaya,
• Vatandaş da hayata tutunmaya çalışıyor.
Kimse kimsenin rakibi değil, herkes aynı geminin yolcusu aslında.
Bu şehir kavga değil, dayanışma ister
Söylenen bazı sözler ağır geldi, gönül kırdı ama mesele kırgın kalmak değil. Bu şehrin derdi büyük, yükü ağır. Böyle bir dönemde kavganın değil, ortak aklın zamanı…








YORUMLAR