OKUL-ÇOCUK-GELECEK DENKLEMİ
Bazı haberler vardır; insan okur, üzülür ve hayatına devam eder. Bazı haberler ise insanın içine bir korku bırakır. Günlerce zihninden çıkmaz, bir annenin yüreğine dokunur, bir babanın aklına takılır. Son zamanlarda okullarda yaşanan silahlı olaylara ilişkin haberler de işte böyle bir endişeyi beraberinde getiriyor. Çünkü söz konusu olan yalnızca bir okulun kapısından giren çocuklar değil, bir ülkenin geleceğidir.
Okul dediğimiz yer, bir çocuğun dünyayı tanımaya başladığı yerdir. Kalem tutmayı, okumayı, yazmayı öğrendiği; arkadaşlığı, paylaşmayı, saygıyı ve sorumluluğu keşfettiği yerdir. Bir çocuğun hayallerini büyüttüğü, kendisini gerçekleştirmeye hazırlandığı yerdir. Peki, bir çocuk okuluna giderken ailesinin aklında derslerinden önce güvenliği varsa burada durup düşünmemiz gerekmez mi?
Eğitim, güven duygusunun olmadığı bir ortamda bütün gücüyle yeşeremez.
Bir çocuğun zihni sürekli tehlike ihtimaliyle meşgulse ondan yalnızca derslerine odaklanmasını bekleyebilir miyiz? Kendini güvende hissetmeyen bir öğrenciden geleceğe umutla bakmasını nasıl isteyebiliriz? Eğitim, yalnızca müfredatı tamamlamak, sınavlarda başarılı olmak ve karnelere not yazmak değildir. Eğitim, çocuğun kendisini değerli hissettiği, soru sormaktan çekinmediği, hata yaptığında aşağılanmadığı ve korkmadan gelişebildiği bir ortam kurabilmektir.
Bugün konuşmamız gereken meselelerden biri de budur: Çocuklarımızı yalnızca akademik başarıya mı hazırlıyoruz, yoksa hayata da hazırlıyor muyuz?
Okul güvenliği, yalnızca kapıda duran bir görevlinin ya da girişte yapılan bir kontrolün meselesi değildir. Fiziksel güvenlik tedbirleri elbette önemlidir. Ancak bunun yanında çocukların ruhsal ve sosyal dünyasını da korumak gerekir. Akran zorbalığını görmezden gelmemek, şiddet eğilimini küçümsememek, tehditleri ciddiye almak, rehberlik hizmetlerini güçlendirmek ve çocukların yardım isteyebilecekleri güvenilir yetişkinlerin varlığını hissettirmek de bu sorumluluğun bir parçasıdır.
Bir çocuk içine kapanıyorsa, öfkesini yönetmekte zorlanıyorsa, çevresiyle bağ kuramıyorsa ya da bir sorun yaşadığında kendisini anlatacak kimse bulamıyorsa yalnızca davranışına bakıp hüküm vermek yerine onu anlamaya çalışmalıyız. Her davranışın ardında mutlaka aynı sebep bulunmaz; fakat her çocuğun duyulmaya, anlaşılmaya ve gerektiğinde destek görmeye ihtiyacı vardır.
Bugün ihtiyacımız olan şey, korkuyu büyütmek değil, güveni yeniden inşa etmektir. Yaşananları birkaç günlük gündem olarak görüp sonra unutmak yerine, her olaydan sonra hangi eksikliklerin bulunduğunu araştırmak ve gerekli adımları kararlılıkla atmak zorundayız. Önlem almak için yeni bir acının yaşanmasını beklememeliyiz.
Eğitim, insan yetiştirme sanatıdır. İnsan yetiştirmek ise yalnızca bilgi yüklemek değil, o bilgiyi taşıyacak bir vicdan inşa etmektir. Bilgi, ahlakla; başarı, sorumlulukla; özgürlük, başkasının hakkına saygıyla buluşmadığında eksik kalır.
Unutmayalım ki okullar yalnızca çocuklarımızın bugününü değil, yarınını da şekillendirir. Sınıflarda kurulan cümleler, koridorlarda öğrenilen davranışlar, öğretmenlerin gösterdiği anlayış ve ailelerin verdiği değerler, geleceğin toplumunu oluşturur.
Bir ülkenin gerçek gücü yalnızca binalarının yüksekliğiyle, ekonomisinin büyüklüğüyle ya da teknolojisinin gelişmişliğiyle ölçülmez. O ülkenin çocuklarının ne kadar güvende olduğu, kendilerini ne kadar değerli hissettiği ve geleceğe ne kadar umutla baktığı da gücünün göstergesidir.
Geleceği ve çocukları önemseyen insanlığa minnettarız








YORUMLAR