Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
MEHMET AKPINAR
MEHMET AKPINAR

GÜNÜ BEREKETLİ VE BAŞARILI YAŞAMANIN YOLU

GÜNÜ BEREKETLİ VE BAŞARILI YAŞAMANIN YOLU

 

İnsan bazen günün sonunda kendisine şu soruyu soruyor:

 

“Bugün çok yoruldum ama gerçekten ne yaptım?”

 

Koşturmak başka, yol almak başkadır. Çok işle meşgul olmak da her zaman başarılı olmak anlamına gelmez. Asıl mesele; zihni, bedeni ve gönlü aynı istikamette tutarak günü bereketlendirebilmektir.

 

Yıllar içinde kendi hayatımda gördüğüm bazı küçük ama önemli ölçüler var. Bunları uyguladığım günlerde daha zinde, daha kararlı ve daha verimli olduğumu hissediyorum.

 

1. Güne dua ile başlamak

 

Benim için günün ilk hazırlığı dua ile başlıyor.

 

Sabah evden çıkarken:

 

“Rabbi yessir velâ tuassir, Rabbi temmim bil-hayr.”

 

“Rabbim kolaylaştır, zorlaştırma; Rabbim hayırla tamamla.”

 

Sadece dil ile söylemek değil, manasını düşünerek söylemek…

 

Çünkü insan her şeyi yapabilecek güçte değildir. Tedbir alırız, çalışırız, gayret ederiz; fakat neticeyi yaratacak olan Allah’tır.

 

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyuruyor:

 

“De ki: Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?”

(Furkan, 77)

 

Demek ki dua yalnızca sıkışınca başvuracağımız bir kapı değildir. Dua, kulun Rabbiyle bağını canlı tutmasıdır.

 

2. Sıhhati bir nimet ve emanet bilmek

 

İnsanın zihninin berrak olması için bedeninin de mümkün olduğunca zinde olması gerekiyor.

 

Peygamber Efendimizin çok düşündürücü bir ikazı vardır:

 

“İki nimet vardır ki insanların çoğu onların kıymeti konusunda aldanmıştır: Sağlık ve boş vakit.”

 

Sıhhat varken kıymetini çoğu zaman anlamıyoruz.

 

Bazen günün yoğunluğu içerisinde kısa bir yürüyüş yapıyorum. Biraz adımladığım zaman zihnimin açıldığını, üzerimdeki ağırlığın hafiflediğini hissediyorum. Meselelere daha berrak bakabiliyorum.

 

Demek ki bedene ayırdığımız zaman, işimizden çaldığımız zaman değildir. Aksine, işimizi daha sağlıklı yapabilmek için yaptığımız bir yatırımdır.

 

3. Aklına geleni not et, günü planla

 

Ben bunun faydasını çok görüyorum.

 

Gün içerisinde yapılması gereken bir iş aklıma geldiğinde hemen küçük bir not alıyorum. Bazen otururken, bazen bir program izlerken, bazen hiç beklemediğim bir anda…

 

Çünkü insan zihni her şeyi taşımak zorunda değildir.

 

Not almak, zihnin yükünü kâğıda bırakmaktır.

 

Sabah veya günün başında o notlara baktığınızda önünüzde bir yol haritası oluşuyor. Hangisi acil, hangisi önemli, kimin aranması gerekiyor, hangi işin takip edilmesi lazım…

 

Plansız insan çoğu zaman günün peşinden koşar. Planlı insan ise gününe yön vermeye çalışır.

 

4. Tıkandığında istişare et

 

İnsan ne kadar tecrübeli olursa olsun her meseleyi tek başına göremez.

 

Bazen bir konuda uzun uzun düşünüyorum, çıkış yolu bulamıyorum. O konuda aklına ve tecrübesine güvendiğim birisini arayıp:

 

“Sen olsan ne yapardın?” diye soruyorum.

 

Bir cümle söylüyor ve benim hiç bakmadığım bir pencereden meseleye bakıyor.

 

İşte istişarenin bereketi burada.

 

Tek akıl meseleyi bir yönden görür; istişare aynı meseleye başka pencereler açar.

 

İstişare insanın iradesini başkasına teslim etmesi değildir. Bilakis karar vermeden önce aklı çoğaltmasıdır.

 

5. Haklı olmaktan önce hakta kalmaya çalış

 

Hayatta her istediğimizi elde edemeyebiliriz.

 

Bir makamı, bir imkânı, bir işi, hatta bazen çok istediğimiz bir neticeyi kaybedebiliriz.

 

Fakat kaybetmememiz gereken bir şey vardır:

 

İstikametimiz.

 

Başarının ölçüsü yalnızca hedefe varmak değildir. Hedefe yürürken hakta kalabilmektir.

 

İnsan doğru bildiğinden menfaat için vazgeçmediğinde, kimseye haksızlık etmediğinde ve vicdanının karşısına başı dik çıkabildiğinde içinde büyük bir güç oluşuyor.

 

Çünkü insanın en büyük kuvvetlerinden biri, kendi vicdanıyla kavga etmemesidir.

 

6. İnsandan değil, Allah’tan bekle

 

Belki de bütün bunların sonunda en önemli denge budur.

 

İnsanlardan çok şey beklediğimiz zaman kırılmaya da hazır hâle geliyoruz.

 

“Ben onun için şunu yaptım, o da benim için bunu yapmalıydı…”

 

“Ben yanında oldum, o da benim yanımda olmalıydı…”

 

Beklenti büyüdükçe hayal kırıklığı da büyüyor.

 

Elbette insanlarla istişare edeceğiz, yardımlaşacağız, dostluk kuracağız. Fakat kalbimizi insanlara bağlamayacağız.

 

Çünkü güzel bir sözün ifade ettiği gibi:

 

İnsandan istersen minnet,

Allah’tan istersen nimet.

Verirse nimet, vermezse hikmet.

 

Buradaki esas mesele, sebepleri terk etmek değildir. Sebeplere sonuna kadar sarılacağız. Çalışacağız, planlayacağız, istişare edeceğiz, mücadele edeceğiz.

 

Ama neticeyi Allah’a bırakacağız.

 

Olursa şükredeceğiz.

 

Olmazsa da hemen yıkılmayacağız.

 

Belki Rabbimiz bizi görmediğimiz bir zarardan korumuştur. Belki zamanı gelmemiştir. Belki de bizim hayır zannettiğimiz şeyde şer, şer zannettiğimiz şeyde hayır vardır.

 

İşte tevekkül insanı burada güçlü tutuyor.

 

Günün özeti

 

Aslında bütün mesele birkaç kelimede toplanıyor:

 

Dua ile başla.

Sıhhatini koru.

Notunu al, planını yap.

İstişareden kaçma.

Hakta ve istikamette kal.

Gayret et ama neticeyi Allah’a bırak.

 

Bunları yapınca her gün istediğimiz gibi geçer mi?

 

Elbette hayır.

 

Bazen planlarımız bozulur. Bazen insanlar bizi üzer. Bazen kapılar kapanır. Bazen bütün gayretimize rağmen istediğimiz netice ortaya çıkmaz.

 

Fakat insanın başarısı, her kapıyı açabilmesinde değildir.

 

Kapı açıldığında şükredebilmek, kapanınca hikmeti arayabilmek ve her iki hâlde de yürümeye devam edebilmektir.

 

Çünkü bize düşen gayrettir.

 

Takdir Allah’ındır.

 

Mehmet AKPINAR

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER