Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
AHMET SANDAL
AHMET SANDAL

EĞİTİM EKONOMİ VE YÖNETİM ÜZERİNE SON BİR KAÇ GÜNDE YAZDIKLARIM

EĞİTİM EKONOMİ VE YÖNETİM ÜZERİNE SON BİR KAÇ GÜNDE YAZDIKLARIM

 

Başlığa bakıp da ekonomi, eğitim ve yönetim üzerine yalnızca son birkaç gün içinde yazı yazdığım anlaşılmasın.

 

Binlerce kez, binlerce kere binlerce yazılarımda, nice nice makalemde, binlerce şiirimde ve yayınladığım 40 kitabımda hep hep bu konuları işledim, bu Ülkenin eğitim, ekonomi ve yönetim bakımından ileri düzeyde ve gelişmiş seviyede olmasına çalıştım her daim.

Ancak son günlerde daha fazla bu hususlara dikkat çekmeye başladım.

 

İşte o dikkat çektiklerim. (Bu hususlara sosyal medyada (Facebok’ta, İnstagram’da, LinkEdIn’de, WhatsAapp’ta, X’te (Twitter’da) dikkat çektim.)

 

Önce şu birinci noktaya dikkat çektim. Bunu eğitim, ekonomi ve yönetim bağlamından çok bir güncel müşahede ve güncel fikir olarak beyan ediyorum. Bu birinci husus en mühim husustur.

 

1- Şu geçen yakın zamanlar bana öğretti ki,

-Yalnız iktidar olmakla,

-Çocuklara Talha, Sümeyye vb gibi sahabe isimleri vermekle,

-Çok camii inşaa etmekle,

-İlahi dinlemekle,

-Tesettüre bürünmekle,

İslami bir hayat gerçekleştirilemiyormuş.

Yani öz olmadıkça söz’ün boş olduğunu şu geçen zamanlar bana öğretti.

Biz öz’ü kaybettik.

Maalesef

 

2- “Emanet ehline verilmezse kıyameti bekle.”

(Hadis-i Şerif)

Bir konuyu dert edinenler etkisiz ve yetkisiz, dert edinmeyenler etkili ve yetkili olursa, düşün Babam düşün, zordur işin

 

(Not: Bu ikinci husus belki birinci husustan daha mühimdir. Ve birbirleriyle bağlantılıdır.)

 

3- Siyasette, ekonomide, yönetimde ve genel olarak Toplumda bunca yozlaşma, bunca çürüme, bunca kokuşma olduğu halde hiçbir çözüm umudu ve reform çalışması da yok.

Bari kapı ve pencereleri açın da biraz temiz hava alalım.

 

(Bu da mühim bir gerçek.)

 

4- Özellikle son iki yıldır Belediyeler başta olmak üzere neredeyse her kurumda yolsuzluk ve usulsüzlük haberleri ve son iki aydır da fon vurgunu gündemi işgal ediyor. Adeta tel tel dökülüyor kurumlar ve bu manzara karşısında halkımız şaşkın bir halde olup biteni seyretmekle meşgul.

Bu son olaylar gösterdi ki, Milletin vergisi, Devlet’in bütçesi güvenli ellerde değil. Bu gerçek ayan-beyan belli.

Bu durumda acil ve hızlı bir şekilde kamu yönetimi reformu ve hatta devrim niteliğinde kanunlar çıkarılması gündeme gelmesi gerekirken işin garibi “hiçbir çalışma, hiçbir bir hazırlık yok.”

Bu ahvalde soruyorum.

“Nereye gidiyoruz?

 

(Bu da mühim bir soru.)

 

5- Rezalet bir eğitim sistemi var.

Bir gencimiz biraz önce ATV’de milyoner programında, “Anane’yi, Annenin annesi” diye cevapladı. Tabi ki yanlış cevap idi.

Elbette gencimiz acele etti ve “Anane”yi yazıldığı gibi değil söylendiği gibi düşündü ve yanlış düşündü.

Bu durum o gencin yanlış cevap vermesine sebep olsa da, gencimiz, program sonunda “Anane’nin gelenek anlamına geldiğini bilmediğini” belirtti. Çünkü öğretmediler.

Bu Ülkede kökleriine yabancı rezalet bir eğitim sistemi var

 

(Bu hususa ben yazılarımda binlerce kez dikkat çektim. Yazıp da çiziyorum. Hatta şunu da sık sık dile getirdim. İstiklal Marşın’nda ne yazdığını, izmihlal. Şüheda, Hudâ, cüda, na-mahrem vb gibi kelimelerin manasını dahi bilmeyen milyonlarca gencimiz var. Bunların bir kısmı liseden, bir kısmı da üniversiteden mezundur.)

 

6- Fon yolsuzluğu mu, fon usulsüzlüğü mü?

Fon vurgunu mu, fon soygunu mu?

Ne derseniz deyin. Bu olay nedeniyle eski Bakan, eski Bakan çocukları, şu bu, derken bir de bir Vali ismi düştü gündeme.

Sanırım daha çok “kerli ferli isim düşecek” gibi.

Not: Halk arasında “kelli felli” denilse de doğrusu “kerli ferli” olup manası “takım elbiseli, kravatlı” demektir.

 

(Kurda kuzu mu teslim edilmiş bu Ülkede? Kediye ciğer mi teslim edilmiş bu Ülkede?)

 

7- Bu sistem o kadar rezil ki, temiz ve dürüst insanlara, ne siyasette, ne bürokraside, ne ticarette yükselme ve ilerleme hakkı tanımıyor.

Bu sistemin siyasette, ticarette, bürokraside yükselttiklerinin rezaletleri, her gün her gün haberlerin ana gündemini işgal ediyor.

Ve kimse hâlâ sistemden şikayetçi değil.

 

(40 yıldır Devlet memuruyum hep bunu müşahede ettim.)

8- Ey Siz Göz Önündekiler! Ahirette o Büyük Gün, “Ne yaptın ya Kulum?” sorusuna, inşallah “yüksek yüksek binalar diktik, boş bulduğumuz yere beton döktük, yat-kat-rant için çalıştık, kendi adamlarımız için torpil yaptık, ne adalet, ne ehliyet, ne liyakat dinledik, yalnızca nefsimizin sesini dinledik Ey Allah’ım” diye cevap vermezsiniz.

(Bu sorunun muhatapları bellidir. Herkes bu soruyu düşünsün diyemem. Düşünmesi gerekenler düşünsün.)

9-“Cadılar Bayramı” kutlamak da neyin nesi? Bu Ülkede bu da oldu ya! “Cadılar Bayram” dedikleri saçma-sapan kostümlerle sokaklara çıkmak ve tamamen sapkın bir anlayışın tezahürü “sözde Bayram” kutlamaları yapıldı ya, bu Ülkede, Ekim ayının son günlerinde. Sözün bittiği yerdeyiz.

(5. maddede belirttiğim ve sosyal medyada paylaştığım konuyla ilgili bir arkadaşım şöyle yorum yazmış. “Yeni nesil “anneanne” kelimesini “anane” şeklinde telaffuz edince” demiş. Ben de ona bunun telaffuz sorunu değil “kötü gidişat” sorunu olduğunu belirtmek için, “yeni nesil köklerine, ananelerine, geleneklerine yabancı. Maalesef yeni nesil “Cadılar Bayramı kutluyor” diye yazdım.)

Daha yazayım mı?

 

Ben tarihe hep not düştüm.

 

Ne darıldım, ne de küstüm.

 

Vesselam.

 

Ahmet Sandal

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER