Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
SERPİL DAG
SERPİL DAG

HERKES KONUŞUYOR, PEKİ KİM DÜŞÜNÜYOR

HERKES KONUŞUYOR, PEKİ KİM DÜŞÜNÜYOR?

Bazen bir toplumun en büyük sessizliği, herkesin aynı anda konuştuğu yerde başlar.

İçinde bulunduğumuz çağda herkesin söyleyecek bir sözü, verecek bir hükmü, savunacak bir fikri var. Herkes konuşuyor, herkes biliyor, herkes haklı olduğunu düşünüyor. Peki hiç düşündük mü; bu kadar konuşmanın arasında gerçekten kaç kişi anlamaya çalışıyor?

Artık dinlemek yerine cevap vermeyi, anlamak yerine yargılamayı, araştırmak yerine inanmayı tercih ediyoruz. Bir cümleyi sonuna kadar dinlemeden hüküm veriyor, bir insanın hikâyesini bilmeden onun hakkında karar alıyoruz. Üstelik bütün bunları yaparken kendimizi adaletin ve doğruların temsilcisi sanıyoruz.

Oysa insanı insan yapan, yalnızca konuşabilmesi değil; söylediklerinin arkasındaki sorumluluğu taşıyabilmesidir.

Bugün bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay. Birkaç saniyede dünyanın öbür ucunda yaşananlardan haberdar olabiliyoruz. Fakat ne gariptir ki bilgi çoğaldıkça anlayışımızın, iletişim arttıkça samimiyetimizin, kalabalıklar büyüdükçe vicdanımızın azaldığı bir dünyada yaşıyoruz.

Bir başkasının hayatı hakkında birkaç fotoğrafa bakarak karar veriyor, yaşadığı acıyı bilmeden yorum yapıyor, düştüğünde elinden tutmak yerine neden düştüğünü tartışıyoruz. İnsanların yaralarına merhem olmadan önce o yaraların hikâyesini sorguluyoruz.

Peki biz ne zaman bu kadar aceleci, bu kadar yargılayıcı ve bu kadar duyarsız olduk?

Belki de en büyük yanılgımız, kendi düşüncelerimizi mutlak doğru kabul etmek. Çünkü düşünmek, yalnızca kendi fikrini savunmak değildir. Bazen kendi doğrularını sorgulamak, bazen yanıldığını kabul etmek, bazen de susup karşındakini anlamaya çalışmaktır.

Unutmayalım ki sorgulamayan zihin, başkasının düşüncelerine mahkûm olur. Vicdanını susturan insan ise zamanla başkasının acısına yabancılaşır.

Bir toplumun gelişmişliği yalnızca binalarının yüksekliğiyle, teknolojisinin gücüyle veya sahip olduğu imkânlarla ölçülmez. Bir toplumun gerçek medeniyeti; haksızlığa karşı gösterdiği tavırda, farklı düşüncelere duyduğu saygıda ve kendisinden olmayana gösterdiği merhamette saklıdır.

Belki de artık biraz daha az konuşmaya, biraz daha çok dinlemeye; daha az yargılamaya, daha çok sorgulamaya ihtiyacımız var.

Çünkü mesele kimin daha çok konuştuğu değil, kimin söylediklerinin arkasında bir düşünce taşıdığıdır.

Ve belki de kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur: Herkesin bir fikrinin olduğu bu dünyada, kaçımız gerçekten kendi aklımızla düşünüyoruz?

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER