ANIZ YANGINLARI NİYE ÖNLEN(E)MİYOR?
Ah, ah, ah! Şöyle bir geçmişe dönüp baktım anız yangınları üzerine, “anız yangınlarının felaketi üzerine ve her sene her sene bir kabus olup devam etmesi ve bizleri hüzne boğması üzerine” yüzlerce yazı yanmışım.
Bu yazı vesilesiyle bir küçük araştırma yaptım. Bu hususta bundan önce de onlarca köşe yazısı yazarak yetkilileri göreve çağırmıştım. İşte bir kaç örnek yazı: 21 Mayıs 2014. Yazı başlığı: Anız Yangınlarının Önlenmesi ve Hayvanların Korunması. Tarih:18 Eylül 2015.Yazı başlığı: Anız Yangınlarına Dur Diyen Yok mu?Tarih:25 Eylül 2020.Yazı başlığı: Zihniyet değişmeden keyfiyet değişmez Tarih: Haziran 2022. Yazı başlığı: Anız yangınları niye önlenemiyor? Yoksa önlenmek mi istenmiyor? Tarih: 3 Temmuz 2024
Yazı başlığı: Anız Yangınlarında Hep Hayvanlar Katledilmez, Hayvanlar da Ölür.
İşte bir yazıyı da şimdi yazıyorum. Bu yazıyı niye yazıyorum. Durup durduk yere yapmıyorum elbette. Dün gece Konya İli Beyşehir İlçesine gece saat 9 sularında, Isparta Eğirdir cihetinden arabayla karayolu ile seyahat ederken gördüğüm dehşet manzaraları üzerine bu yazıyı yazıyorum.
Uzaktan kilometrelerce beriden ve kilometrekarelerce yanan, adeta bir koca şehir yanıyormuş gibi korkutan yangını gördüm ve önce bir orman yangını sandım. Yaklaştıkça orman yangını değil anız yangını olduğunu anladık. Ve yaklaştıkça öbek öbek onlarca anız yangınının birden bire kasıtla bilerek isteyerek o tarlaların sahipleri tarafından başlatıldığını farkettik. (Bu bir kuvvetli tahmindir. Doğruluk payı %99.99’dur. Bu çok küçük ve önemsiz ihtimali yok sayarak yani %00.01’lik oranı yoksayarak tahminde bulunuyorum)
Tarih 11 Eylül 2026 ve yer Isparta İli Eğirdir’den sonra Konya İli Beyşehir ciheti. Saat gece 21:00 suları. Olayın tam geçtiği muhit, Eğirdir’den Beyşehir’e yaklaşırken karayolu ciheti.
Evet, bu bir ihbardır. Bu bir şikayettir. O bölgede o yerde o tarihte o saatte hektarlarca alan kasten öbek öbek yakıldı ve adına “anız yangınları” dediğimiz ve öyle düşündüğümüz bir nedenle (yani çiftçilerin ekin ektikleri tarlalardaki buğday arpa gibi ürünlerin hasadı sonrası tarlada kalan kuru sararmış kökleri yakmaları sonrası meydana geldiğini düşündüğümüz bir nedenle) hektarlarca alan yakıldı. Birileri değil bizzat o tarlaların sahipleri tarafından yakıldı. Büyük ihtimalle öyledir.
O gece gördüğümüz manzara dehşet verici idi. Karayolunun sağında solunda alevler her yere yayılıyordu. Korktuk, çünkü arabayla geçtiğimiz karayolunu ve yakınındaki yerleşim yerlerini de ateş ve duman kaplar diye düşündük.
Korktuk, o yangında milyonlarca canlı hayvan ve bitki (kuş, böcek, yılan, karınca, fare, çekirge, kertenkele ve benzeri hayvan ile çiçekler, ağaçlar) yandı diye düşündük.
Korktuk, müthiş derecede bir hava kirliliği meydana getirilmiş idi.
Maalesef, manzara dehşet verici idi. Ve bu manzaralar bu Ülkede, Konya Ovasında, Çukurova Ovasında, bu Ülkenin Doğusunda ve Batısında, özellikle Ağustos ve Eylül aylarında her yerde meydana getirilen ve bizzat ekim yapan çiftçiler tarafından kasıtla yapılan anız yangınlarıdır.
Anız yangınlarının %99.99 sorumlusu o tarlanın sahibi, ekin eken çiftçisidir. Bunda hiçbir tereddüt yoktur. Tabi gerçekler böyle olmakla birlikte kimse sorumluluk almıyor. Sorsan ve jandarma ya da başka bir güvenlik yetkilisi tutanak düzenlese “anız yakan çiftçi ya da tarla sahibi” sorumluluk almayacak “ben yakmadım, bilmiyorum” diyecektir.
Ulan tarlasındaki anızı yakan %99.99 oranında sorumlu olan tarla sahipleri ve çiftçiler, siz ne gaddar, ne alçak insanlarsınız! Siz de hiç mi insaf ve vicdan yok! Tarlanızdaki anızı yakarak nice nice hayvan ve bitkinin canına kıydığınızın farkında değil misiniz? Siz anız yakan çiftçiler ve tarla sahipleri çok çok bencil yaratıklarsınız. Sizi Allah’a havale ediyorum.
(Bu yazıda anız yakan çiftçi ya da tarla sahiplerine alçak, bencil ve gaddar gibi sözler söyleyerek içimdeki öfkemi ilan ettim. Çok geniş bir çiftçi ve tarla sahibi kitlesi bu öfkemin muhatabıdır. Tabi burada bu serzeniş ve bu haykırışımdan, içimdeki öfkemden dolayı beyan ettiğim o sözlerimden dolayı %00.01 oranındaki çiftçiler ve tarla sahipleri alınmasın. Sözüm meclisten dışarı. Yani ben tüm çiftçileri ve tarla sahiplerini anız yakıyor diye suçlamıyorum. Elbette bilinçli olup canlı ile bitki yaşamına saygı duyan, hassasiyet içerisindeki çiftçilere ve tarla sahiplerine saygı duyuyorum ve sözüm onlara değil)
Bu parantez içi nottan sonra yazımıza kaldığımız yerden devam edelim. Anız yakan çiftçileri ve tarla sahiplerini Allah’a havale etmiştim. Sırf Allah’a havale etmeyeceğin. Gereği yapılsın diye Devletimizin ilgili kurumlarına da CİMER üzerinden şikayette bulunacağım.
Elbette sonsuza dek eminim, Allah (cc) anız yakan zalim çiftçiler ile tarla sahiplerinin hakkından gelecek ve cezalarını verecektir.
Devletimizin Yetkilileri anız yangınlarının önlenmesi konusunda bir şeyler yapacaklar mı?İşte bundan emin değilim.
Burada şunu belirtmek isterim. Elbette Devletimizin anız yangınları ile ilgili kurum ve kuruluşlarından Tarım İl Müdürlükleri, Çevre İl Müdürlükleri ile Jandarma ya da diğer Güvenlik Yetkilileri, “anız ile ilgili ihbarlarda ciddiyet ve hassasiyet içerisinde” görevlerini yapıyorlar ve gerekli tutanakları tanzim ediyorlar. Ancak şahsi görüşüme göre anız yangınları tutanak tutmayla ve ihbarları araştırmayla sona ermez. (Anız yakanlar “ben yakmadım, kim yaktı bilmiyorum” diyeceklerdir.
Benim düşünceme göre “böyle klasik ve sıradan beyanlar” ile çiftçiler ve tarla sahipleri sorumluluktan kurtarılmamalıdır. Anız yangınlarında tutanak yetmez. Anız yangınları için daha ciddi ve kökten tedbirler gerekir.
O tedbirlerden birisini yıllardan beri yazıyorum: “Bildirim Zorunluluğu.” Anız yangını olan yerin tarla sahipleri ya da çiftçileri bildirim yaparak durumu en geç 15 gün içerisinde ilgili kurum ve kuruluş yetkililerine iletmeli. Bunu yerine getirmeyenler cezalandırılmalıdır.
Bu çözüm önerisi ile birlikte yazımı tamamlarken “inşallah bir daha bu Ülkede hiçbir yerde anız yangını olmaz” diye dua ediyorum.
Ahmet Sandal








YORUMLAR