SUÇA AÇILAN KAPILARI KAPATMADAN!
Suça açılan kapıları kapatmadan, ne kadar mahkeme, ne kadar hapishane ve ne kadar ıslahhane açsanız da, bir işe yaramaz. Korkutmayla, zorla ve kanunlarla suçluları yok edemezsiniz ve “suçun bataklığını kurutmadan, suçluların kökünü kazıyamazsınız.” Sırf polisiye tedbirlerle, sırf yargıyla ve sırf kanunla hiçbir şey halledemezsiniz. “Bir suçlu gider, diğer suçlu gelir.”
Şu meşhur örnek temsil var ya. Onu hatırlatmanın tam sırası: “Bataklığı kurutmazsanız, sivrisinekleri ortadan kaldıramazsınız.”
Yani, çocukluktan itibaren ailede, okulda ve toplumda gerekli eğitim, terbiye yetiştirilme yoksa, toplumsal olarak hep birlikte ahlak ve adalet üzere bir nizam yoksa, ne yaparsanız yapın boştur.
Evet, kanun ve kural koymaktan önce önemli olan nasihattir, yol göstermektir ve insanları iyi yetiştirmektir. Bu çok mühim bir husustur. Tabi bunun yanında elbette tedbirler (kanunlar ve kurallar) gereklidir.
Ne diyor Ziya Paşa. Hep birlikte dinleyelim.
“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir.
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.”
Bu beyitteki mesajın anlamı nedir? Tekdir, Arapça kökenli olup “azarlama, kınama, paylama” anlamlarına gelen eskimiş bir kelimedir. Nush demek nasihat etmek ve öğüt vermektir.
Öyleyse mana anlaşıldı. Nasihat ettin, öğüt verdin, anlamadıysa, onu tekdir et, yani azarla, kına ve ağır bir şekilde tenkit et. Bu ikisinden de anlamadıysa döv ve onu hırpala. Ya da toplumdan uzaklaştır, dışarıda bırak ve bir tarafa hapset gitsin. Ancak önce bir nasihat ve öğüt gerekiyor.
Bunu adı, bir kişiyi çocukluğundan itibaren iyi yetiştirmektir. Adamın ya da kadının çocuğu var, ailede çocuk var, fakat ne bir öğüt veriliyor, ne de hata yaptığında azarlanıyor ve devamlı pohpohlanıyor. Böyle bir çocuktan ne ailesine, ne çevresine ve ne de Ülkesine fayda gelmez.
Toplumda önce aileden başlayan bir ihmaller zinciri var.
Çocuk ailede ihmal ediliyor. İhmal bununla bitmiyor. Çocuk okulda ihmal ediliyor. İhmal daha bitmiyor, çocuk toplumda ihmal ediliyor ve aile, okul ve toplumun iyi yetiştirmediği o çocuk bulunduğu yerde bela haline geliyor.
Bunun kötü örnekleri dediğimiz onlarca haberi ve onlarca gelişmeyi gazetelerde ve TV’lerde görüp duyup izliyoruz.
Daha bitmiyor ihmaller zinciri, bir de Devletimiz, kanunları ve yargısı ile de suça meyillilere “adeta buyur kapı açık, suç işle” dermiş gibi davranıyor.
Kanunlarımızda niye idam cezası yok? Kanunlarımızda niye kısas yok? Kısas, İslam Hukukunun bir gereği olduğu için mi yok? İdam, İslam Hukukunun bir gereği olduğu için mi yok?
Herkes düşünsün ve kararını versin.
“Kısas, cana can, dişe diş, göze göz’dür.” “Cana mı kıydı birisi, canına kıyılır. Dişini mi kırdı birisi, onun da dişi kırılır. Gözünü mü çıkardı birisi, onun da gözü çıkartılır.”
Tabi bu taksirli ve bilmeden işlenen suçlarda değildir. Bilerek ve kasten işlenen ve birisine hırsla ve kasıtla verilen zararlarda geçerlidir kısas. Tekrar ediyorum. İslam Hukuku (fıkıh) prensiplerine göre kısas, taksirli (kasıtsız, kazara) suçlarda uygulanmaz. Kısasın uygulanabilmesi için suçun kasten (bilerek ve isteyerek) işlenmiş olması şarttır.
Kur’an-ı Kerim’de kısas ayeti var.
“Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki (böylece) korunursunuz.” (Bakara Suresi, 179)
Muhteşem bir tespit ve muazzam bir hatırlatmadır, Bakara Suresi 179 ayette geçen bu sarih ve açık beyan. “Ey sağlıklı düşünen, sağduyu sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki takva sahibi olursunuz.” Ve lekum fil kısası hayatun ya ulil elbabi leallekum tettekun.
Bu ayet-i kerime baştan sona hikmet ve ibret hazinesidir. Bu hazine bitmek tükenmez ilham kaynağıdır. Öncelikle akıl sahiplerine, gönlü-gözü ilim ile, irfan ve hikmetle dolmuş insanlara hitap var. Ardından “hayat’tan bahsediliyor.” Yani yaşamak ve diri olmak, sağlıklı olmak, huzurlu durmak, hepsi “hayat” kavramındadır. Kısas’ta hayat var derken, bu hususlar anlaşılmalıdır. Ve en sonunda takva’dan bahis var ki, bu suretle ruh sağlığına işaret var. Kısas olduğunda hem beden sağlığı ve hem de ruh sağlığı korunacaktır. Hayat derken beden sağlığı, takva derken ruh sağlığı sözkonusudur. Allah-u Teala Hazretleri, kısas kuralını bu üç noktadan dikkatlerimize sunuyor. Tabi bu üç nokta, bırakın Dünya’yı Kainatı da ihata eder.
Yazımın sonunda iki sosyal medya paylaşımıma yer vererek huzurlarınızdan ayrılıyorum:
1-Dün bir Avukat Hanımefendi gencecik bir yaşta hayatından kopartıldı.
Avukat Hanımefendi, “görevini yapmayacaksın, icra davasını geri çekeceksin” diye tehdit ediliyor ve pusu kurularak bir zorba tarafından katlediliyor. Maalesef zorbalık, korkutma ve şiddet bu Ülkede rutin oldu.
Sebebi üzerinde düşünüldüğünde, gözü dönmüş insan görünümlü yaratıkların “bir kuruş” için Dünya’yı yakacak derecede maddiyatçı olmalarının çok büyük etken olduğu görülmektedir.
Bu insanları kim bu kadar Dünyacı ve maddiyatçı yetiştiriyor? Soru bu ve sorun burada. İkinci sorun şu: Bu Ülkede kısas yok, idam yok. Kısas ve idam olmadıkça daha çok canlar yanar.
2- Suça götüren bütün yollar açık. İnsanlar maddiyatçı ve Dünyacı yetiştiriliyor. Her şey para ve maddi başarı diye gösteriliyor. Menfaatçılık almış başını gidiyor. Cezalar caydırıcı değil. İdam cezası yok, kısas yok.
Nasreddin Hoca Rahmetli demiş ya: “Nasıl bir köye denk geldim ben. Bu köyde bütün köpekleri salmışlar, ancak bütün taşları bağlamışlar.” Durum bundan ibaret. Böyle bir toplumda huzur ve güven olmaz.
“Amerika’yı tekrar keşfetmeye gerek yok” diye de bir söz var.
Çözüm belli: İnsanları ailede, okulda ve toplumda iyi yetiştirmek. Ve halen kötüler olursa ve suç işlerse, kısas ve gerekirse idam.
Ahmet Sandal








YORUMLAR