ANADOLU İRFANI VE İKTA DERGİSİ
Dün 30 Eylül 2026 günü, sosyal medya hesaplarımda, Facebook’ta, X’te (Twitter’da), WhatsApp’ta, LinkedIn’de ve Instagram’da şu noktaya dikkat çektim.
“Geçen gün bir Hoca ya da Alim kılıklı birine Dergimizi hediye ettim. Çok lakayt ve ilgisiz şekilde Dergiyi aldı ve yorum dahi yapmadı. Küçümsedi belki de. Çünkü Dergimiz İKTA samimi bir ruh ile hazırlanan oldukça mütevazı bir Dergi.
Bugün Simit Dünyasında sabah kahvaltıya başlarken Dergiyi hediye ettim kasadaki görevliye. O sırada bir garson dergiyi göz ucuyla inceledi ve bana çayları bırakırken “çok hayırlı işler yapıyorsun. Derginizi bugün satır satır okuyacağım” dedi.
Bu duyduklarım ile mutlu oldum ve Dergimizin yeni sayılarını çıkartmada heyecan duydum.
Bu Ülkede alim ya da hoca sanılanların bir kısmı sıfır irfan sahibidir. Alim sayılmayanların bir kısmı da Anadolu İrfanına sahiptir.
Selam olsun Anadolu İrfanı Sahiplerine!”
Evet, dikkat çektiğim husus bu.
Dikkat çektiğim husus Anadolu İrfanı.
Anadolu İrfan nedir?
Bunu en kısa ve en özlü şekilde nasıl açıklayabiliriz?
Benim şahsi görüşüme göre Anadolu İrfanı, “ümmi diye bildiğimiz, ya da bir şey bilmez sandığımız Anadolu’nun okumamış gariban insanının, yüreğinde iman ve vatan sevgisi olan insanımızın Dünya’ya ve olaylara saf ve mübarek bir halde İslâmî bakışıdır.”

Bu kavramı, yani Anadolu İrfanını bir de ansiklopedik bilgiler ışığında tanımlayalım:
Anadolu İrfanı, İslam’ın, saf ve temiz yürekli Anadolu insanı tarafından bir hayat biçimine dönüştürülmesidir. Buna göre Anadolu İrfanında Dinî ibadetlerin sadece şekilden ibaret kalmayıp kalbî boyutla yaşanması ve tüm hayatımıza ahlak olarak uygulanmasıdır. Namazımız bir vuslat, buluşmadır ve hayatı tefekkürdür. Oruç, sadece aç kalmak değil “dilini yalandan, gözünü haramdan ve sözünü gıybetten korumaktır.”
Herkese Yunusça bakmak ve “yaratılanı Yaratandan ötürü sevmek” Anadolu İrfan Sahiplerinin asıl düsturudur. Farklılıkları dışlayıcı bir durum olarak değil, ilahi bir zenginlik olarak görerek tüm mahlukata şefkat ve merhametle bakmak Anadolu İrfanı’dır. Toplumda dedikoduyu, kötülüğü ve fitneyi ortadan kaldırmak, kusurları örtmek, yapıcı ve birleştirici bir üslup benimsemek Anadolu İrfan Sahiplerinin esas özelliğidir. Kendisine verilen maddi ve manevi değerleri, tabiatı ve insan ilişkilerini birer emanet bilerek koruma bilinci Anadolu İrfanı’dır.
Anadolu İrfanı esasında bir gerçek Mü’min Vasfı ve gerçek Müslüman Bakışıdır.
Anadolu İrfanı bir de şöyle basitçe tanımlanabilir.
Anadolu İrfanı, “elinde değnek, önünde sürü, gönlünde hikmet taşıyan bir Çoban Sessizliğidir.” O sessizlik ve hikmet, huzurdan kaynaklanır.
Böyle bir sessizlik ve hikmet içinde dağda bayırda, şehirde köyde, ibret alarak gezmektir. Ve bulunduğu noktada, gerektiğinde susmak, gerektiğinde konuşmak, ancak Hakkı ve Sabrı tavsiye etmektir.
Hakkı ve Sabrı tavsiye etmek kurtulmaktır. Anadolu İrfanı zaten kurtuluş kapısıdır.
Yazımızın başında örnek olarak anlattığım o garsonun tavrı Anadolu İrfanı’ndan kaynaklanır. Yüce Rabbim (cc)) hepimize Anadolu İrfanı nasip etsin. Amin. Bu irfan çok mühim. Şu nokta da çok mühim. Bu irfan daha çok okumamış ve yazmamış insanlarda oluyor. Okumamış ve yazmamış ancak Allah’ı bilmiş, Kendini Tanımış insanlarda oluyor Anadolu İrfanı.
Evet, bu irfan, okumuş insanlarda, alimde ve hocada olmaz çoğunlukla. (Varsa da onlara da selam olsun.) Bu irfan, bir çobanda, bir terzide, bir berberde yani okumamış kişilerde olur da, bir profesörde olmayabilir. Bunu açık ve net olarak belirteyim.
Anadolu İrfanı hakkında bu bilgileri böylece beyan ettikten sonra gelelim yazımızın asıl konusu Anadolu İrfanı ve İKTA Dergisi bağlamında söylemek istediklerime.
Bizim hasbelkader 1 yıldır, her ay çıkarttığımız bir Dergimiz var. Biz derken kastımız, 2025 yılımda kurmuş olduğumuz, İnsan Kitap ve Toplum Araştırmaları Derneği. Bu Dernek tarafından her ay çıkartılan Derginin adı İKTA, yani İnsan Kitap ve Toplum Araştırmaları. Bu Derginin kapak sayfasında şu yazılıdır. “Özümüz İKTA, gönlümüz HAK’ta, yüzümüz HALK’ta, sözümüz YEKTA.” Bu söz Anadolu İrfanı’ndan neşet alan bir sözdür.
Dergimizin ana maksadı, esas misyonu Anadolu İrfanı çerçevesinde halkımızı şuurlandırmak ve cümle insanımıza, A’dan Z’ye, Yedi’den Yetmiş”e ışık tutmak ve yolumuzu aydınlatmaktır.
İKTA Dergimizin Yazı İşleri Müdürü Ahmet Sandal, yani bendeniz. Başyazarı Ali Küçükdağlı’dır. Bu Dergi, Ekim ayı itibariyle 12 sayıya ulaştı. Dergimizin 13. sayısı Kasım Ayında çıkacak inşallah. Nice nice yıllar içinde binlerce sayıya ulaşacağız, inşallah.
Biz “Ya Zel Eman” dedik Allah’a güvendik ve “Ya Rabbi Yessir” dedik Yüce Rabbimiz’den (cc) kolaylık diledik ve elhamdülillah hiçbir güçlük ile karşılaşmadan İKTA Dergisi olarak yolumuza devam ediyoruz.
İKTA Dergisi bir kervandır, yoluna inşallah devam edecektir. Bir de şunu belirteyim. İKTA’nın açılımı “İnsan Kitap ve Toplum Araştırmaları” olsa da esasında İKTA, Selçuklu ile Osmanlı’nın temelini oluşturan bir sistemin adıdır. Bir şeye, özelikle de toprağa emaneten sahip olmaktır. İKTA, Devlet tarafından verilir. İKTA’yı Devlet adına alan kişi o toprağı aldığı esas müessese adına (yani Devlet adına) emaneten işletir. Esas mülkiyet Devlet’tedir.
Bize de İKTA verildi, ama Devlet tarafından değil, daha Yüce bir Zat (cc) tarafından bize İKTA verildi. Hem Dernek ve hem de Dergi bize verildi. İkisi de İKTA’dır.
Biz İKTA Derneği ve İKTA Dergisini veren Zat (cc) adına çalışıyoruz. İKTA bize bir emanettir. İKTA bize bir tahsistir. Allah (cc) bu şuurdan ayırmasın. Bu şuur ile azim ve çaba ile nice nice hayırlı çalışmalar nasip eylesin. Amin.
Ahmet Sandal








YORUMLAR