Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
AHMET SANDAL
AHMET SANDAL

BU ÜLKENİN KADİM VE DEĞİŞMEZ GERÇEĞİ: DEPREM

BU ÜLKENİN KADİM VE DEĞİŞMEZ GERÇEĞİ: DEPREM
Bu yazıyı kaleme aldığım saatlerden birkaç saat önce Ülkemizde yine deprem oldu. Tabi bu Ülkede ve Ülkemizin dışında da Dünya’da her gün irili-ufaklı, büyük-küçük onlarca deprem oluyor. Bir kısmını hissetmiyoruz bile.

Ancak ben deprem dediğimde elbette şiddeti 5’i geçen ve korku ve panik oluşturan depremlerden bahsediyorum. Bugün Malatya İli Battalgazi İlçesi merkezli ve 5.6. şiddetinde bir deprem ile saat 9:00 sularından sarsıldık. Bu son deprem de korkuttu. Bu deprem çevre illerden de hissedildi. İnşallah can kaybı ve hasar yoktur. Dua ediyoruz.

Deprem denildiğinde, daha doğrusu büyük deprem denildiğinde bizim bizzat yaşadığımız iki büyük deprem akla gelir. Birincisi 1999 Marmara 17 Ağustos ve ikincisi 2023 Kahramanmaraş 6 Şubat Depremleri. Bunlarla birlikte yakın geçmişte Sındırgı Balıkesir, İzmir, Bingöl, Elazığ ve Van Depremleri de yıkıcı etki meydana getirdi.

Daha da eskiden 1930-1940 yılları arasında Erzincan, Muş Varto, Karlıova Bingöl depremleri de çok can kaybına neden olmuştur. Bu saydıklarımız Ülkemizde meydana gelen depremlerin yalnızca birkaç tanesidir. Çok daha da öncelere gidersek, İstanbul ve Hatay’ın 1500 yıl önce depremle yerle bir olduğuna dair bilgiler vardır.

Osmanlı Döneminde 1509 yılında İstanbul’da, 1688 yılında İzmir’de, 1855 yılında Bursa’da, 1859 yılında Erzurum’da ve 1894 yılında İzmit’te depremler olduğu binlerce kişinin öldüğü kayıtlardadır.

Bütün bunları niye anlatıyorum? Deprem bu Ülkenin kadim gerçeğidir. Deprem bu Ülkenin değişmez gerçeğidir. Kadim ne demektir? Varlığının üzerinden uzun zaman geçen şeylere “kadim” denilir. Mesela “biz bu Ülkede kadim bir medeniyete sahibiz diyorsa bir kişi, öncesi bilinmeyecek derecede çok eski bir medeniyete sahip olduğu” anlaşılır.
Biz de bu Ülkede depremler kadim bir gerçektir diyorsak, “Hitit, Asur, Sümer, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı’dan bu yana ve Cumhuriyet döneminde bu gerçek mevcuttur ve değişmez bir gerçektir” demek istiyoruz. Hatta daha da öncesi vardır.

Esasında buraya kadar anlattıklarım önemli olsa da şu soru karşısında buraya kadar anlattıklarımın bir önemi kalmaz.
“Bu Ülkede depremler kadim gerçektir” diyoruz da bu kadim ve değişmez gerçek karşısında, ne yapıyoruz? Ülke, toplum ve Devlet olarak ne gibi tedbirler alıyoruz? Bu sorunun cevabını herkes biliyor.

Depremler, depremler, yıkımlar, ölümler, acılar ve felaketler. Var mı tedbirler?

Tamam şunu kabul ediyorum. Depremlerden sonra hasar tespiti, anında müdahale ve yıkılan konutların yapımında çok iyiyiz. Bunda başarılıyız.

Ben bu başarımızdan dolayı İnsan Kitap ve Toplum Araştırmaları Derneği Başkanı olarak Devletimizin en üst yetkililerini resmi yazıyla kutladım ve İKTA Dergimizin depreme ayrılan Şubat sayısında da Deprem sonrası başarılarından dolayı yetkilileri tebrik ettim.

O tebrik mesajım aynen şöyle:

“TEŞEKKÜR
Asrın Felaketi olarak da adlandırılan 6 Şubat Kahramanmaraş Depreminin ardından deprem bölgesinde 455 bin 357 ev ve iş yerlerinin kısa sürede yapılarak Hak Sahiplerine teslim edilmesinden dolayı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere emeği geçen herkese, Bakanından Milletvekiline, Valisinden Belediye Başkanına, Mühendisinden Memuruna, Ustasından İşçisine, Müteahhidinden Bekçisine kadar herkese ayrı ayrı teşekkür ediyor, bu çalışmaların hepsinin Kutlu Ecdadımız Şeyh Edebali’nin Devletimizin Kurucusu Osman Bey’e seslenişi “İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın” öğüdünün birer yansıması olarak görüyorum. Allah (cc) cümlesinden razı olsun. Allah (cc) bu Kutlu Devlete ve bu Asil Millete zeval vermesin. Amin. Ahmet SANDAL, İnsan Kitap ve Toplum Araştırmaları Derneği Başkanı”

Mesajım noktası virgülüne kadar böyle.Biz gerektiğinde teşekkür etmesini de biliriz, tenkit etmesini de biliriz.

Benim tenkitim iki cihettendir. Bu iki cihetten tenkidimin sonunda iki soru var. Ancak cevapları ben değil siz verin.

1-Bu Ülkede deprem gerçeği kadim ve değişmez bir gerçek olduğu halde, depremlerde dayanışma ve yardımlaşma içerisinde oluyoruz ve deprem yaralarını sarıyoruz ancak ardından unutup, çok da ciddi tedbirler almıyoruz. Niye bir Japonya gibi bu deprem sorununu mesele olmaktan çıkartamıyoruz? Niye, niye, niye? Adamlar depremin şiddeti 10 da olsa, 9’da olsa, depreme hazırlar.
Evet, bu tenkitten sonra kritik soru şu: Biz depreme hazır mıyız? (Cevapları ben değil siz verin)

Gelelim ikinci hususa.
2-Müteahhitlik sistemi, imar mevzuatı ve inşaat sektörü depremden sonra hizaya çekilmesi gereken en başta gelen konulardır. Ancak bu konularda çok da ciddi çalışmalar sağlandığı söylenemez. İmar mevzuatı baştan sona değiştirilmeli, müteahhitlik sistemi baştan sona yeniden ele alınmalı ve müteahhitlik yalnızca bir ticari faaliyet olarak görülmemelidir. İnşaat sektörü yeniden dizayn edilmelidir.

Bu hususlarda bir gelişme var mı? (Ben yalnızca soruyorum. Cevapları siz verin)
Ben cevap mahiyetinde olmasa da yine de görüşlerimi açıklayayım

Depremlerde iki husus mühim. Birincisi inşaatın kalitesi. İkincisi, zeminin kalitesi. Yani inşaat yapılan toprağın kalitesi. Depremde yıkılan binalar ya zemin yönünden çürük idi, ya da inşaat yönünden çürük idi. Peki, şimdi bu iki çürüklük giderildi mi? Yani zemin yönünden ve inşaat yönünden çürüklükler giderildi mi? Ben yine yalnızca soruyorum.

Bu sorudan sonra, TOKİ Yetkilerine teşekkür edeceğim. Ben TOKİ tarafından yapılan konutların depreme en sağlam konutlar olduğunu bizzat Kahramanmaraş Depreminde müşahede ettim. Yer yerinden oynamıştı. Kahramanmaraş’ta, adeta evler ters dönmüştü, koca koca apartmanlar sanki güreşte kündeye gelen pehlivan gibi yere yıkılmıştı. Bu kadar dehşete rağmen, depremden sonra, Kahramanmaraş’ta TOKİ tarafından yapılan konutlar sapasağlam kalmıştı. Ancak diğer konutlarda ayanı durum yoktu.

Neyse, sözü ve soruları daha fazla uzatmayayım.
Yalnızca şunu söylüyorum:

Bu Ülkenin kadim ve değişmez gerçeğidir depremler. Bunu unutmayalım ve unutturmayalım yeter. Hem halkımız unutmasın ve dikkatli olsun. Hem de yetkililerimiz unutmasın tedbirli olsun. Vesselam.

Ahmet Sandal

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız